Anayasal yargı

Anayasa Mahkemesi'nin TFF'yi ayağa kaldıran kararından sonra spor bürokrasisi 9 ayda kendini yeniden yapılandırabilecek mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Anayasa Mahkemesi'nin TFF Tahkim Kurulu'nun bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili iptal kararının, spor yöneticilerinin keyfi uygulamalarını ortaya çıkardığını savunuyor. AİHM standartlarına uyum için verilen 9 aylık sürede, spor bürokrasinin bu reformları gerçekten uygulayacağı mı yoksa engellemeye çalışacağı mı belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Peki, sistemin çarpık yapısı mahkeme kararıyla mı değişir, yoksa uygulamada yeniden aynı mekanizmalar işler mi?

Ülkemizde iç hukuk mekanizmaları hiyerarşisinde en üst noktada Anayasa Mahkemesi bulunmaktadır. Bu konumlama Anayasa Mahkemesi'nin diğer hukuk kurumlarının âmiri olduğuna işaret etmez ve fakat kanunların ruhu açısından önem ve ağırlığını belirtir.

Geçen hafta Anayasa Mahkemesi, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu'nun üye seçim ve atama usullerinin Anayasaya uygun olmadığına hükmetti. Bununla da kalmadı yüce mahkeme Türk spor hukuku mimarisini baştan aşağı yeniden kurgulayacak başka bazı hükümleri de gündemine alarak sistemin aslında ne kadar çarpık ve keyfi olarak isteyenin istediği gibi at koşturduğu bir düzen olduğunu hepimize gösterdi.

Sadece Tahkim'le ilgili değildi AYM'nin kararı, spor kulüplerinin tescille tüzel kişilik kazanmasına ilişkin hükmü, profesyonel sporcuların statü ve haklarının federasyonlarca belirlenmesine imkân tanıyan düzenlemeyi, disiplin ihlalleri ile disiplin yargılamasının temel usul ve esaslarının yönetmelikle belirlenmesini ve federasyonlara yönetmelikle "diğer görevler" verilmesini de anayasal bakımdan inceledi yüce mahkeme.

"Öncelikle, spor kulüplerinin tüzel kişilik kazanmasını Bakanlık tesciline bağlayan düzenleme iptal edildi. Mahkeme, örgütlenme özgürlüğü bakımından böyle bir sistemin anayasal güvenceyle uyumlu biçimde kurulması gerektiğini vurguladı. İkinci olarak, profesyonel sporcuların statüsü ile hak ve yükümlülüklerinin federasyonlar tarafından belirlenmesine imkân tanıyan hüküm iptal edildi. Üçüncü olarak, disiplin ihlalleri ile disiplin yargılamasının temel usul ve esaslarının yönetmelikle düzenlenmesini öngören yapı da Anayasa'ya aykırı bulundu. Son olarak da TFF Tahkim Kurulu üyelerinin TFF Yönetim Kurulu tarafından seçilmesini öngören ibareler iptal edildi.

Buna karşılık federasyonların kamu tüzel kişisi olduğunu ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulabilmesine ilişkin bazı hükümleri ve belediyelerin profesyonel spora kaynak aktarmasını yasaklayan düzenleme iptal edilmedi. Yüce mahkeme bunların kanun koyucunun takdir alanına girdiğini kabul etti."

"Anayasa'nın 59. maddesi gereği spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı zorunlu tahkim yolu öngörülmektedir. Bu nedenle Tahkim Kurulu, sıradan bir idari komite değil; yargısal işlev gören bir merci niteliğindedir. Anayasa Mahkemesi de tam olarak bu noktadan hareket etmiş, böyle bir kurulun bağımsız ve tarafsız olmasının anayasal zorunluluk olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, kurul üyelerinin doğrudan TFF Yönetim Kurulu tarafından seçilmesini yeterli güvence olarak görmemiştir. Gerekçede, uyuşmazlıkların nihai olarak karara bağlandığı bir yapıda atama usulünün tarafsızlık ve bağımsızlık konusunda kuşku doğurmaması gerektiği belirtilmiştir. Bu değerlendirme yapılırken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin