Türkiye ekonomisinin bir sıçrama yaparak içinde boğuştuğu patinaj ortamından kurtulma ihtimali neredeyse yok gibi görünüyor.
Özde var fakat fiiliyatta yok.
Yatırımların bilhassa teknolojik sıçrama hedefleyen yatırımların çok büyük finansal kaynaklara ihtiyacı olur.
Firma özkaynakları ve alınabilecek krediler bile bazen bu tip yatırımlara yetmeyebilir ve devreye devlet hibe ve destekleri girer.
Ekonomi yönetimi, "enflasyonla mücadele programı" çerçevesinde daha fazla kredi verilmesini desteklemiyor döviz cinsinden kredileri ise asla tercih etmiyor.
TL değerleniyor, "Çin Belası" hem içeride hem de dışarıda firmalara kök söktürüyor ekonomi yönetimi kredilere olumlu bakmıyor.
Peki, iktisadi gidişatın firma potansiyellerini artırma ihtimali var mı
BDDK verilerine bir göz atalım:
Yıl 2003 bankacılık sektörünün verdiği krediler toplamı 46 milyar dolar.
10 yıl sonra yani 2013 yılında bu 46 milyar dolar kredi on kattan fazla artarak tam 492 milyar dolara yükselmiş.
2013 yılında yaşayan bir bankacılık uzmanına "2023'ün kredilerini tahmin et" diye sorsak acaba cevabı ne olurdu
Cevapları okumadan önce iki veriyi daha inceleyelim:
2013 yılında ihracat 152 milyar dolardan 256 milyar dolara; bütçe de 215 milyar dolardan 2023'te 350 milyar dolara yükselmiş.
(Ek Bilgi: 2026 için de 430 milyar dolar bekleniyor)
Uzmanın mümkün cevabı: "Artık kredileri 'on yılda on kat arttırma dönemi' geride kaldı belki on kat artmaz fakat dört-beş kat artabilir fakat 3 katın altına da düşmez" derdi, muhtemelen.
4 kat dediğimiz 2 Trilyon dolar ve beş kat dediğimiz de 2,5 Trilyon dolar ediyor.
Hüzünlenelim: 2023'ün toplam kredi tutarı, 2013 yılına göre %20 düşerek maalesef 398 milyar dolara inmiş.
(Ek Bilgi: 2025 yıl sonu rakamı da 540 milyar dolarda kalmış.)
Patinaj, bütün yıpratıcılığıyla devam ediyor.
Şimdi de dönüp Çin'in kredilerine bakalım.
2003: 1 Trilyon 910 milyar dolar.
2013: 13 Trilyon 140 milyar dolar.
2023: 34 Trilyon 830 milyar dolar.
Türkiye, Çin kadar "cömert" olmasa da, kendi ihracatçılarına pek çok teşvik veriyor.
Fakat görüldüğü gibi teknolojik kırılma alanında "kırılma yaratan olgu" teşviklerin sayısı ve niteliği değil kaliteli kredilerdir.
(Ek Bilgi: Kaliteli kredi demek, ödemesiz dönemi ve vadesi uzun, fiyatı ucuz , teminatı işin özünde içkin kredi demektir)
Çin firmaları bol ve kaliteli kredi bulabildikleri için Çin teknolojik sıçrama yapabildi; Türk firmaları da kredi bulamadıkları için Türkiye patinaj çekmeye mahkum oldu.
Niçin sorusunun çok boyutlu cevapları var biz en önemlisi olan "kredilerin kısılması" konusuna odaklanalım.
ENFLASYONLA MÜCADELENİN KURBANLARI
Türkiye'de enflasyonla mücadelenin kurbanları İmalatçı-ihracatçılar desek, abartmış sayılmayız.
Enflasyonla mücadele programının genellikle ilk tedbiri faiz artırmak ve kredi artışlarını sınırlamaktır.
Faiz artışı ve kıtlaşan kredi imkanları, kredilerin reel maliyetini artırır.
Faizlerdeki reel artışlar, yurt dışından yurt içine "yabancı yatırım" adı altında "sıcak para akımı" oluşturur.
Aşırı döviz girişi TL'nin değerlenmesine yol açar; değerli TL ihracatçının hem giderlerini artırır hem de gelirlerini düşürür.
Yurtdışında tutunamayan ihracatçı, yurtiçine de dönemez çünkü hem iç talep daralır hem de

19