Türkiye'nin güvenlik mimarisi sorunu

Ankara NATO'nun gücünü savunurken, Kremlin'le ittifak görüşmeleri yapan MHP sessizce Türkiye'nin stratejisini tersyüz edebilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'nin tehdit kaynağını doğru belirlemediğini ve bu paradokstan kurtulması gerektiğini savunuyor. Hükümet NATO'yu merkez alan güvenlik mimarisi öne sürerken, MHP'nin Rusya-Çin-Türkiye ittifakı önerisi ve 2028 koalisyon şartı olarak sunulması, ülkenin tutarsız dış politika yaklaşımını ortaya koyuyor. Ancak yazarın gösterdiği MHP mesajlarının gerçek etkisi ve temsil gücü ne kadar meşru?

Muhafazakârların ya da milliyetçilerin "Türkiye NATO'dan çıkmalı" tezine karşı ileri sürdüğü yanıt şu: "Türkiye Rusya'nın ya da in'in aparatı mı olsun"

Bu antitezin dışavurduğu iki bakış var: Birincisi bu savunmanın sahipleri, aynı mantıkla tersinden Türkiye'nin ABD'nin aparatı olduğunu kabul ediyorlar. İkincisi ise bu savunmanın sahiplerinin aklına nedense hiç bağımsızlık, bağlantısızlık gelmiyor.

Türkiye hiç kimsenin aparatı olmasın, Türkiye kendisine nereden tehdit geliyorsa o tehdide karşı birlikte konumlanacağı ülkelerle işbirliği yapsın. Mesele budur.

TEHDİDİN KAYNAĞI SORUNU

Strateji, tehdidin nereden geldiğinin saptanmasının üzerine inşa edilir.

Türkiye'nin güvenlik mimarisi de o stratejiye göre biçimlendirilir.

Türkiye ise ne acı ki tehdidin geldiği aktörle müttefiktir!

Bu paradoks, şöyle bir çelişki doğurmaktadır. Türkiye, normalde tehdide karşı konumlanması gerekirken tehdidin kaynağının stratejisine uygun şekilde konumlanmaktadır.

Bunun doğal sonucunda da kendi doğal ortaklarına karşı pozisyon almaktadır. Türkiye'nin en büyük sorunu budur.

NATO'NUN ANKARA ZAMANI

İktidarın siyasi, askeri, iktisadi aktörleri açısından güvenlik mimarisi ya "Avrupa güvenlik mimarisidir" ya da "NATO güvenlik mimarisi". Hatta NATO içindeki yeni tartışmaya çözüm olmak üzere, Ankara ikisinin birleştirilmesini savunmaktadır.

Ankara'da bu amaçla bir konferans düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile SETA'nın ortak düzenlediği "NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" adlı konferansta, Türkiye'nin bu perspektifi ana mesaj olarak verildi.

Konuşmacılar, hükümetin temel yaklaşımı olan "Türkiyesiz Avrupa güvenliği düşünülemez" iddiasını temel alıyorlar ve üzerine şunları koyuyorlar:

Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif ağatay Kılıç: "Türkiye, NATO'nun güney kanadı ve aynı zamanda AB'nin de güney kanadıdır. Avrupa kıtasının güvenliği noktasında bir temel taşız."

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: "Türkiye, Soğuk Savaş döneminde NATO'nun kanat ülkesi rolündeydi, artık Avrupa coğrafyasının tamamında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik konumundadır. Türkiye, NATO'nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkedir."

Diğer konuşmacılar da özetle bu perspektifte mesajlar verdiler: Avrupa'nın güvenlik mimarisi, NATO'nun güvenlik mimarisi... Peki ya Türkiye'nin güvenlik mimarisi

MHP MOSKOVA'DA TR'Yİ KONUŞUYOR

Ankara'da, tersine bir yaklaşım ise Cumhur İttifakı'nın MHP kanadından geliyor.

Biliyorsunuz