ABD Başkanı Donald Trump'ın Umman'daki ABD-İran müzakeresi sonrası söylediği "Bolca vaktimiz var, acelemiz yok" sözleri önemli.
Bu sözler öncelikle "ABD füzelerinin İran'ı bir an önce vurmasını bekleyenleri" rahatsız etti. İsrail yönetiminin Washington'ı "Tahran'la kötü anlaşma yapmaması konusunda uyardığı" basına yansıdı.
Peki ne oldu da "Hafta sonu vuracak" yakınlığında beklenen ABD saldırısının yerini İsrail'i kaygılandıracak bir "anlaşma olasılığı" aldı
EPSTEIN DOSYASI TRUMP'I BASKILIYORÖnceki yazımda çözümlemeye çalıştım: Epstein dosyası Trump'ı sıkıştıran bir yön kazanmış durumda. Trump her ne kadar dosyada Demokratların bulunmasını öne çıkarmaya çalışsa da açılan belgeler onu ve ekibini zora sokmuş durumda.
Üstelik meselenin iç güç mücadelesi bağlamında, ABD'nin üstündeki İsrail yükünden hafifleme yönü de var.
Böylesi bir iç basınç, ABD başkanının dış müdahale hamlesini büyük oranda zayıflatır haliyle. Ancak bu daha çok "normal başkanlar" için geçerli bir durum. Trump gibi biri, düşük bir olasılık da olsa, tersinden iç basıncı savuşturabilmek için dışarıda yangın çıkarmak isteyebilir. Tabii Trump'ın elini kolunu bağlayan başka etkenler yoksa!
TRUMP İRAN İİN MÜTTEFİK BULAMADITrump'ı "vurmak üzere" olmaktan "Acelem yok, bol vaktim var" noktasına gerileten asıl faktör iç basınç değil, dış faktörler.
Öncelikle Trump, İran'a saldırı için Ortadoğu'da İsrail dışında müttefik bulamadı. Türkiye'den Suudi Arabistan'a, Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) Azerbaycan'a bölge ülkeleri saldırıya karşı çıktılar. Hatta birçok ülke olası saldırıda topraklarını ya da hava sahasını kullandırmayacağını açıkladı.
Elbette bölge ülkelerinin bazıları bu saldırıya ilkesel olarak karşı çıkıyorlar. Ama bazı ülkeler de İran'ın ABD saldırısına yanıt olarak kendi ülkelerindeki ABD üslerini vurabileceği endişesi nedeniyle Washington'a destek vermiyorlar.
Gerekçeleri ne olursa olsun, bölge ülkeleri şu ana kadar "kısmi bir caydırıcılık" sergileyebildi. Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Mısır'la yürüttüğü diplomasinin etkili olduğu görülüyor. Ama bunun "kısmi"den daha ileri bir caydırıcılık kazanabilmesi için bir süredir konuşulmakta olan "güvenlik mekanizmaları" arayışının ete kemiğe büründürülmesi gerekiyor.
Diğer yandan ABD içinde İran'a saldırıya karşı olan ciddi bir kesimin bulunması da Trump yönetiminin saldırganlığını bir ölçüde dizginliyor. Hatta İsrail muhalefetinin "İran karşı füzelerinin yaratacağı sonuçlardan" endişe etmesini de buna eklemek gerekiyor.

7