ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz savaşı nedeniyle ertelediği in ziyareti, 14-15 Mayıs'ta olacak. Demek ki Hürmüz savaşının en azından bu aşamasının sonu geldi.
ünkü Hürmüz savaşı ya da ABD'nin İran'a saldırısı, son tahlilde ABD'nin Asya'ya saldırısının başlangıcıydı. ABD fırsat buldukça Asya'ya karşı "silahlı siyaset" izlemeyi sürdürmek isteyecektir. Tabii İran'ın etkili yanıtı, ABD'nin fırsat koridorunu fazlasıyla daraltmış oldu.
TRUMP'IN ELİ ZAYIFHürmüz savaşının bu haliyle ABD'ye çok kritik bir yenilgi tattırdığı ortada.
Bu ABD-in ilişkileri bağlamında şu anlama geliyor: Trump, ertelediği eski tarihe göre, şimdi in'e daha zayıf bir elle gidiyor.
ABD İran'da yenildi, Trump İran'da siyaseten kaybetti. Bu, Trump'ın in Cumhurbaşkanı Şi Cinping'in karşısına daha zayıf oturması demek.
Daha geniş planda ise anlamı şu: ABD in'e ticaret savaşını kazanamadı, ardından Trump'ın yaptırımları Pekin'in geri adım atmaması nedeniyle sonuç alamadı.
Bunların üstüne İran'da yenilmiş bir ABD'nin in üzerinde baskı kurabilmesi artık düne göre çok daha zor.
SİYASİ KALDIRALARTrump'ın in ziyaretinin zemini ekonomi-politik, öncelikli amacı da in'le ticareti dengelemek ve in'in ticaret kapasitesini sınırlayabilmek.
ABD bunu sadece ekonomik araçlarla, yani gümrük tarifelerini artırmak benzeri araçlarla yapmıyor, aynı zamanda siyasi araçları kaldıraç olarak kullanmaya çalışıyor.
Bu siyasi kaldıraçlar şunlar: Japonya ve Güney Kore'deki askeri varlığı, Filipinler ve Avustralya gibi ülkelerle in'e karşı işbirliği, Uygur kışkırtması ve Tayvan meselesi.
Ancak ABD bu siyasi araçları bakımından da Hürmüz'de kan kaybetmiş oldu.
'AMERIKAN CAYDIRICILIĞI' SORUNUİran'da yenilen, müttefiklerine açtığı güvenlik şemsiyesi işe yaramayan, müttefik desteği olmadığında bir bölge savaşını kazanamayan, stok yenileme zorluğu yaşayan ABD'nin elindeki kartları daha etkili kullanabilme kapasitesi zayıfladı.
Örneğin "İran'a karşı Arap ülkelerindeki üslerini koruyamayan bir ABD, in'e karşı topraklarımızdaki üslerini nasıl korur" sorusu artık Japonların ve Güney Korelilerin gündemindedir. Bu ülkelerde ABD stratejisine eklemlenerek in'e düşmanlık yapılmasını savunanların eli zayıflıyor, in'le bağımsız ve iyi ilişki geliştirmek isteyenlerin eli güçleniyor.
Dolayısıyla

4