ABD'nin Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinin ardından Pentagon'un Ulusal Savunma Stratejisi belgesi de yayımlandı.
Bugün Trump döneminde yayımlanan 2026 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi belgesini, Biden döneminde yayımlanan 2022 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi belgesinden farkları üzerinden analiz edeceğiz.
İN'LE GÜLÜ KONUMDA MÜZAKERE ARAYIŞI2022 tarihli belgede "in, ABD'nin ulusal güvenliğine yönelik en kapsamlı ve ciddi tehdit" olarak değerlendiriliyordu. ABD'nin in'i "baş rakip" gören o yaklaşımı, sonrasında NATO belgesine de girmişti.
2026 tarihli yeni belgede ise ABD'nin in'le çatışma istemediği, in'i güç ile caydırmayı esas aldığı vurgulanıyor.
Belgede ABD başkanının "in ile istikrarlı bir barış, adil ticaret ve saygılı ilişkiler kurmak istediği" belirtiliyor ve "ABD'nin in ile güçlü bir konumdan müzakere etmesinin önemine" işaret ediyor. İşte Pentagon'un görevi de "Trump'ın uygun şartları müzakere edebileceği bir askeri güç konumu oluşturmak" diye ifade ediliyor.
Belgede Pentagon'un "Trump'ın yaklaşımıyla uyumlu olarak in'le stratejik istikrarı destekleyeceği, genel olarak çatışmaları önlemeye ve gerilimi azaltmaya odaklanacağı, bunun için de in Halk Kurtuluş Ordusu ile geniş bir askeri iletişim yelpazesi arayacağı" belirtiliyor.
Belgede "ABD'nin amacının in'i domine etmek olmadığı, tersine in'in ABD'yi domine etmesinin önlenmesi" olduğu vurgulanıyor. ABD'nin bu amaçla Hint-Pasifik bölgesinde "güç dengesi" sağlayacak şekilde askeri koşullar oluşturmaya çalışacağı belirtiliyor.
Pentagon bunun için "Birinci Ada Zinciri" boyunca savunma kuracağını ve bölgedeki müttefiklerini kolektif savunma için çaba göstermeye teşvik edeceğini kaydediyor.
Bu arada iki belge arasındaki en kritik farklardan biri de Tayvan. 2022'deki belgede "in'in Tayvan'a yönelik zorlayıcı faaliyetleri artırdığı" iddia edilerek Tayvan Boğazı'nın istikrarının savunulacağı belirtiliyordu. 2026'daki belgede Tayvan'dan hiç bahsedilmiyor.
RUSYA 'YÖNETİLEBİLİR TEHDİT' DURUMUNDABiden döneminde yayımlanan 2022 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde, Rusya "akut tehdit" olarak değerlendiriliyordu. Pentagon, Rusya'nın "kilit alanlarda ciddi ve sürekli riskler" oluşturduğunu belirterek Moskova'nın nükleer, seyir füzesi, denizaltı savaşı gibi yollarla ABD ile müttefiklerini tehdit ettiğini kaydediyordu.
Trump döneminin yeni Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde ise Rusya'nın, "NATO'nun doğu üyeleri için kalıcı ancak yönetilebilir bir tehdit olmaya devam edeceği" belirtiliyor. Böylece Rusya akut tehditten, yönetilebilir tehdide gerilemiş oluyor.
Bu arada yeni belgede önemli bir saptama da var: Rusya'nın Ukrayna'da savaşı sürdürebilmesi, "derin askeri ve endüstriyel güç rezervleri" ile "ulusal kararlılığa" sahip olduğunu gösteriyor.

3