Yazar, Trump'ın NATO'yu Baltık-Karadeniz-Akdeniz hattında Avrasya'ya karşı stratejik bir platform haline dönüştürme planını analiz ediyor. Ankara'nın bu yeni düzenlemede 'merkez' konumuna yükselmeyi ABD nezdindeki 'önem kazanma' taktiği olarak gördüğünü, ancak bunun aslında ABD'nin coğrafyaya karşı belirlediği stratejiye araçsallık anlamına geldiğini savunuyor. Peki Türkiye'nin NATO içindeki bu 'strateji değişikliğinden' gerçekten yararlanması mümkün mü, yoksa sadece kısa vadeli konumsal avantaj mı sunuyor?
Trump'ın "NATO'dan çıkarım" şantajı, Avrupa'nın kendi güvenliği için sorumluluk alması ve böylece NATO'nun "yeni ABD stratejisine" uyumlu konumlanması içindir.
Polonya, Romanya ve Türkiye merkezli üç yeni NATO kolordu karargâhı işte bu amaçla tasarlandı. Kuzeydeki Polonya karargâhından Baltık'ın, merkezdeki Romanya karargâhından Karadeniz'in ve güneydeki Türkiye/Adana karargâhından Doğu Akdeniz'in ABD-NATO denetimine alınmasıdır hedef.
ABD kuzeyden güneye Baltık, Karadeniz, Akdeniz hattı üzerinden Avrasya'yla stratejik bir hesaplaşma başlatmış durumda. Bunun için de kuruluş belgelerinin aksine, Avrupa'yı savunma yerine, NATO'nun cephesini Avrasya'ya çevirerek güncelleme peşinde. Belirtmiştik, Avrupa ile ABD arasındaki NATO tartışmasının zemini aslında budur.
NATO'DA KANATTAN MERKEZEAnkara, ABD'nin bu yeni planlamasından memnun görünüyor. Hatta bu yeni planlamanın Türkiye'nin ABD nezdindeki önemini artıracağını savunuyor.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "NATO'nun Ankara Zamanı" konferansında, bunu özetle "Eskiden kanat ülkesiydik, artık merkez konumundayız" diye açıkladı.
Bu açıkça "alan kaydırma" ve NATO'da bir dönüşüm demektir. Nitekim konferansın ev sahiplerinden Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "NATO'nun dönüşüm baskısıyla karşı karşıya olduğunu" konuşmasında önemle belirtti. Ve Duran bu yeni süreçte Türkiye'nin NATO içinde alacağı role, Türkiye'nin şu değeri üzerinden işaret etti: "Türkiye, Ortadoğu'da sözü geçen; Karadeniz'in ve Doğu Akdeniz'in güvenliği konusunda ise ittifak içerisinde öne çıkan bir aktördür."
NATO'nun yeni yönü ve alan kaydırması, haliyle Türkiye'yi kanat ülkesi olmaktan daha içeride bir pozisyona almaktadır. Bu yeni risk oluşturan durum ise ne acı ki iktidar açısından "önemli olma" avantajı olarak görülmektedir.
ANKARA'NIN 'ABD NEZDİNDE ÖNEM KAZANMA' TAKTİĞİKonferansta NATO'nun Türkiye için vazgeçilmez olduğunu savunan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak zirveden beklentisini de özetle "daha iyi NATO'culuk" olarak açıkladı.
Avrupa'yı "NATO'yu destekleyici pozisyonuna geri dönmeye" çağıran Güler şöyle dedi: "Aksi takdirde AB'nin bu yaklaşımının Avrupa'nın güvenliği ve dayanıklılığına ABD'nin Avrupa'da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz."

5