Korsan Trump

İran Pakistan aracılığıyla ABD'ye 14 maddelik bir plan önerdi: Planın dört maddesi savaşın sona ermesinin ve yenilenmeyeceğinin garantisiyle, dört maddesi abluka ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasıyla, üç maddesi yaptırımların kaldırılmasıyla ve üç maddesi de nükleer müzakerelerle ilgili.

Özetle Tahran yönetimi Washington'a üç aşamalı bir plan sunmuş oluyor: İlk aşamada savaşın bitirilmesinin ve yenilenmeyeceğinin garanti edilmesini istiyor. İkinci aşamada Hürmüz Boğazı'nı açması karşılığında, yaptırımların kaldırılmasını istiyor. Bunların ardından ise üçüncü aşamada nükleer müzakereye geçilmesini istiyor.

ABD ise tersine önce nükleer anlaşmayı şart koşuyor. (ABD'nin şimdi aradığı ve razı olacağı bir nükleer anlaşmanın çok daha iyisinin Obama döneminde ABD ile İran arasında imzalandığını ama Trump'ın 2018'de o anlaşmadan çekildiğini önemle anımsatalım.)

HÜRMÜZ NÜKLEER SİLAHTAN ÖNEMLİ

İran, 14 maddelik bu planının dışında, bir de Hürmüz Boğazı için 12 maddelik plan hazırladı. İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad'ın açıklamasına göre geçişler şu şekilde planlanıyor:

- İsrail gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin verilmeyecek.

- İran'a düşmanca girişimde bulunan gemiler, savaş tazminatı ödemeleri karşılığında Hürmüz Boğazı'ndan geçebilecekler.

- Diğer gemiler de İran Meclisi'nin çıkaracağı yasaya ve Tahran'ın izin ve kurallarına göre Hürmüz Boğazı'nı kullanabilecekler.

İranlı yetkililere göre Hürmüz İran için kritik önemde: İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad'a göre "Hürmüz'deki gemi trafiği savaştan önceki gibi olmayacak" ve "Hürmüz'ün yönetim biçimi petrolün millileştirilmesi kadar önemli." İran Meclisi Bayındırlık Komisyonu Başkanı Muhammed Rıza Rızai'ye göre ise "Hürmüz Boğazı'nı yönetmek, nükleer silah elde etmekten daha önemli."

ABLUKA VE KORSANLIK

Hürmüz Boğazı'nın önemi ortada. Tahran Hürmüz Boğazı'nı ABD-İsrail bağlantılı gemilere kapattığı andan itibaren Washington yönetimi için kâbus başladı. Buna karşı bulabildikleri "çözüm" ise "ablukaya abluka" oldu. ABD İran'ın ablukasını, sonraki dış halkadan ablukaya aldı yani.

Bunun ne kadar çalıştığı da tartışmalı. Zira ABD'nin ablukasına rağmen in başta birçok ülkenin gemisi giriş çıkıp yaptı, yapıyor.

ABD bu süreçte bazı tankerlere operasyon düzenleyerek caydırıcılık sergilemeye çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump ise bu operasyonları "Petrole el koyuyoruz. ok kârlı bir iş. Korsanlar gibiyiz" diye övünerek anlatıyor!

Trump'ın sözleri açıkça ABD'nin uluslararası denizcilik faaliyetlerine karşı işlediği suçların kabulü anlamına geliyor. Tahran yönetimi bu nedenle BM genel sekreteri ve üye ülkeleri bu korsanlığa karşı harekete geçmeye çağırdı.