İki zirve arası dönüşüm

İktidarın NATO zirvesi hazırlıkları, Ankara'nın Ankaralılara yasaklanmasına dönüştü. NATO'ya karşı eylem yapabilirler diye ev baskınıyla 209 Ankaralı gözaltına alınıyor, bazı caddeler Ankaralılara kapatılıyor, kalabalık yapmasınlar diye memurların bir bölümü idari izinli sayılıyor, her türlü etkinlik yasaklanıyor.

Kısacası Ankara iki hafta boyunca Ankaralılara kapatılıp NATO'culara açılıyor.

EGEMENLİĞİN DEVRİ MESELESİ

NATO zirvesi, kimi gazetecilere de kapalı. (Kendimi hiç saymıyorum, zira İletişim Başkanlığı "Dosyanız inceleniyor" diyerek sekiz aydır basın kartımı yenilemiyor, dolayısıyla resmi olarak gazeteci kabul edilmiyorum.)

Aydınlık'ın dünkü manşet haberiydi: Aydınlık Gazetesi Ankara haber müdürü ve Ulusal Kanal Ankara temsilcisinin de aralarında olduğu sekiz gazetecinin NATO zirvesine akreditasyon talebi reddedilmiş. Ama konunun vahameti şurada: Gazeteciler zirveye akredite olmak için Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na başvuruyorlar. İletişim Başkanlığı gazetecilerin doğrudan NATO Akreditasyon Birimi'ne başvurması gerektiğini söylüyor. Gazeteciler de başvuruyor ama NATO sekiz kişiyi reddediyor. Üstelik ret yanıtında "Kararın gerekçelerini açıklayamıyoruz, karar kesindir" diyor! İletişim Başkanlığı yetkilileri ise Aydınlık'a "Biz bile akreditasyon başvurusu yaptık. Zirveyi izinle takip edeceğiz" bilgisini veriyor! (Elbette NATO'nun akredite etmediği gazetelerin başında, gazetemiz Cumhuriyet de geliyor.)

Yıllardır anlatmaya çalıştığımız NATO üyeliğinin "kısmi egemenlik devri" olduğu tezimiz, bundan daha iyi nasıl doğrulanabilir Türkiye'nin gazetelerinin ve televizyonlarının Türkiye halkını bilgilendirme görevlerini yerine getirmesine Türk devleti değil, NATO karar veriyor!

SİYASET-SERMAYE-BÜROKRASİ MUTABAKATI

NATO'nun dönüşümünde Türkiye'nin yeni bir rol üstlenmesi konusunda siyasetsermaye-bürokrasi üçgeninde tam bir mutabakat var. (Burada siyasetten kastımız sistem partilerini, sermayeden kastımız TÜSİAD başta büyük sermayeyi ve bürokrasiden kastımız devlet aygıtını kapsıyor.)

İktidar zaten Adana'da Yeni Kolordu Karargâhı ve İstanbul'da Deniz Unsur Komutanlığı ile Batı Asya'ya doğru alan kaydırmaya hazırlanan NATO'nun yeni görevlerini üstlendi. Bunu "Artık NATO'nun kanat değil, merkez ülkesiyiz" tezi ve onu tamamlayan "Türkiyesiz Avrupa güvenliği mümkün değil" tezi ile içeriye pazarlıyorlar. NATO'nun dönüşümünde alınacak rol ile Atlantik nezdindeki siyasi meşruiyet arasında doğrudan bağ kuruluyor.

Sermaye bu dönüşümü net bir şekilde istiyor. TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, konseyin 18 Haziran'daki toplantısının açılışında yaptığı konuşmada açıkça söyledi: "Önümüzdeki dönemde güvenlik ile ekonomi, savunma ile sanayi ve jeopolitik ile teknoloji arasındaki sınırlar giderek daha fazla iç içe geçecek. Türkiye'nin bu yeni denklemde üstleneceği rol, NATO'nun dönüşümü ve transatlantik güvenlik mimarisinin şekillenmesi açısından kritik önem taşıyor."