Savunmanın üçüncü katmanı: Füze ve drondan sonra robotik kara hakimiyeti

Türkiye dron ve füzede başarılı oldu; ama robot teknolojisinde geri kalırsa bu avantaj ne kadar sürdürülebilir olur?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, modern savaşın kurallarının drone ve füze teknolojileriyle değiştiğini, Türkiye'nin bu alanlarda önemli ilerleme kaydettiğini iddia ediyor. Bunu ROKETSAN'ın yeni tesisleri ve ihracat rakamlarıyla destekliyor. Ancak yazının temel vurgusu, askeri üstünlüğün ekonomik dönüşüme dönüşmesi için robot teknolojilerinde liderlik gerekli olduğu; peki Türkiye bu üçüncü aşamada yeterli altyapı ve yatırıma sahip midir?

Savaşın kuralları artık kökten değişmiştir. Muhtemelen kara savaşı olmayan son savaş İran savaşı olacaktır. Bu bir öngörü değil, sahadan gelen verilerin ortaya koyduğu net bir sonuçtur. Ukrayna savaşı ve İran merkezli gerilimler, klasik savaş denkleminde geri dönüşü olmayan bir kırılma yaşandığını göstermiştir.

Bugün sahada kullanılan FPV dronların maliyeti 500–2.000 dolar seviyesindedir. Buna karşılık bir tanksavar füzesinin maliyeti 80.000 doların üzerindedir. Yani savaşın maliyet/etki oranı bazı senaryolarda 50 kata kadar iyileşmiştir. Ukrayna'nın yalnızca bir yıl içinde 1 milyon dron üretim hedefi koyması, bu dönüşümün geçici değil kalıcı olduğunu kanıtlamaktadır.Ancak savaş yalnızca ucuz sistemlerin oyunu değildir. Aynı anda ikinci bir katmanda, çok daha stratejik bir dönüşüm yaşanmaktadır: füze teknolojileri.Geçen hafta Türkiye'de gerçekleşen gelişme bu açıdan kritik bir eşiktir. ROKETSAN tarafından devreye alınan ve toplam yatırım büyüklüğü 3 milyar dolara ulaşan yeni üretim tesisleri, Türkiye'nin füze üretim kapasitesini 5 kat artıracak bir altyapıyı temsil etmektedir.Bu yalnızca bir üretim yatırımı değildir; aynı zamanda savaşın geleceğine yapılan stratejik bir hamledir. Türkiye artık yalnızca dron üreten değil, balistik füze, hava savunma ve seyir füzesi ekosistemini kuran bir ülke konumuna gelmektedir. Nitekim Tayfun, SİPER, ATMACA ve HİSAR gibi sistemler bu yeni mimarinin parçalarıdır.Hipersonik füze teknolojileri de bu dönüşümün küresel boyutunu tamamlamaktadır. Mach 5 üzeri hızlara ulaşan bu sistemler, mevcut savunma sistemlerinin reaksiyon süresini ciddi biçimde sınırlandırmaktadır. Bugün gelinen noktada, bu tür sistemlere karşı tam koruma sağlayan bir savunma mimarisi henüz oluşmuş değildir.

Ancak tüm bu gelişmelere rağmen değişmeyen bir gerçek vardır:

Toprak hâkimiyeti olmadan savaş kazanılamaz.

Ukrayna'da yoğun hava saldırılarına rağmen cephe hatlarının uzun süre sabit kalması, Gazze'de hava bombardımanının tek başına sonuç üretmemesi bunu açıkça göstermektedir. Hava gücü yıpratır, füze sistemleri baskı kurar; fakat savaşın sonucunu belirleyen unsur sahadaki fiziksel kontroldür.

İşte bu noktada savaşın bir sonraki evresi devreye girmektedir.

İnsan askerle kara hakimiyeti kurmanın maliyeti her geçen gün artmaktadır. Eğitim, lojistik ve kayıp riski artık devletler için ciddi bir yük haline gelmiştir. Bu nedenle ABD ve Çin başta olmak üzere büyük güçler, otonom kara sistemlerine milyarlarca dolarlık yatırım yapmaktadır.

Önümüzdeki 5-10 yıl içinde savaşın yeni formülü netleşecektir:

Dronlar sahayı yıpratacak, füze sistemleri stratejik baskı kuracak ve robot kara birlikleri kontrolü sağlayacaktır.