Geçen hafta bu köşede Türkiye'nin savunma sanayiinde asıl başarısının ürettiği platformlardan değil, o platformları mümkün kılan üretim ekosisteminden kaynaklandığını ifade etmiştim. Yazının ardından birçok okur aynı soruyu sordu: 'Peki bu başarıyı ortaya çıkaran sistem tam olarak nedir'
Bu sorunun peşindeyim diyebilirim.
Son bir yıl içinde bu köşede Avrupa'nın rekabet gücündeki aşınmayı, Çin'in endüstriyel dönüşümünü, küresel yatırım düzenindeki değişimi ve jeoekonomik rekabetin yeni dinamiklerini ele aldım.
İlk bakışta birbirinden farklı görünen bütün bu gelişmelerin aslında ortak bir gerçeğe işaret ettiğini düşünüyorum.
Türkiye'de sanayi ve kalkınma denildiğinde tartışmalar çoğu zaman faiz oranları, döviz kuru, yatırım teşvikleri ve vergi destekleri etrafında şekilleniyor.
Elbette bunların tamamı önemlidir. Ancak tartışmalar çoğu zaman bu araçların ötesine geçememektedir.
Oysa bugün dünya bambaşka bir sorunun cevabını arıyor.
ASIL SORU...
Bir ülke stratejik sektörlerde kalıcı başarıyı nasıl üretir
İşte son yıllarda Çin'in sanayi politikalarını, ABD'nin yarı iletken hamlesini, Avrupa'nın yeniden şekillenen sanayi stratejisini ve Türkiye'nin savunma sanayiindeki dönüşümünü incelerken beni meşgul eden soru da buydu.
Başarılı ülkeler birbirine benzemiyor:
Çin'in siyasi sistemi farklıdır.
Amerika'nın ekonomik modeli farklıdır. Avrupa'nın kurumsal yapısı farklıdır.
Türkiye'nin tarihî ve jeopolitik şartları farklıdır.
Eğer başarıyı yalnızca liberal ekonomi modeli açıklıyor olsaydı Çin'in sanayi dönüşümünü, yalnızca devlet müdahalesi açıklıyor olsaydı Amerika'nın teknoloji liderliğini izah etmek mümkün olmazdı.
Demek ki başarıyı açıklayan daha derin bir unsur vardır.
EKOSİSTEM NEYİ İFADE EDİYOR
Kalkınma ekonomisi ve inovasyon literatürü uzun yıllardır bu yapıyı ekosistem kavramıyla açıklıyor. Bilgi üretiminin, insan kaynağının, finansmanın, araştırma altyapısının, tedarik zincirlerinin ve kurumsal koordinasyonun birlikte çalışabildiği yapılar kalıcı rekabet üstünlüğünün temel unsurları olarak görülüyor.
Benim dikkat çekmek istediğim nokta ise farklıdır. Türkiye'nin savunma sanayiinde ortaya çıkan başarıya yalnızca başarılı bir sektör olarak bakmanın eksik olduğunu düşünüyorum. Burada, literatürde uzun süredir tartışılan ekosistem yaklaşımının Türkiye'nin kendi şartları içinde başarıyla işleyen somut bir örneğini görüyoruz.
Bugün gurur duyduğumuz platformlar sonucun kendisidir.

24