Kurban: Sosyal Devlet Yetmez, Sosyal Toplum Gerek

Modern dünyanın en güçlü kavramlarından biri "sosyal devlet."

Devlet vatandaşını koruyacak...

Gelir adaletsizliğini azaltacak...

Yoksulu gözetecek...

Bunların tamamı kıymetli.

Ancak burada çoğu zaman gözden kaçan temel bir soru var:

Bir toplumun adil olması için sadece devletin sosyal olması yeterli midir

Çünkü yardımın kurumsallaşması ile dayanışmanın toplumsallaşması aynı şey değildir.

Devlet yardım eder.

Ama devlet komşuluk yapmaz.

Devlet ödeme yapar.

Ama devlet vefa üretmez.

Bugün birçok modern toplumun yaşadığı tam da budur:

Yardım var ama temas yok. Destek var ama dayanışma zayıf.

KAPİTALİZMİN BÜYÜK PARADOKSU

Modern Batı sistemi ilginç bir çelişki üzerine kuruldu.

Önce bireyi merkeze koydu.

Kişisel çıkarı ekonomik dinamizmin motoru ilan etti.

"Bırakınız yapsınlar" mantığıyla bireysel kazancı toplumsal faydanın üreticisi olarak sundu.

Ancak zamanla görüldü ki bu model;

• gelir eşitsizliği üretiyor,

• toplumsal kopuş oluşturuyor,

• insanı yalnızlaştırıyor.

Çözüm ne oldu

Refah devleti.

Yani önce bireyi yalnızlaştıran bir sistem kuruldu, sonra bu yalnızlığın maliyeti kamu bütçesiyle telafi edilmeye çalışıldı.

Bu yüzden modern refah devletinin içinde yapısal bir paradoks vardır.

Kapitalizm bireyi yalnızlaştırır, refah devleti bunun faturasını öder.

İSLAM'IN TEKLİFİ: SOSYAL DEVLET DEĞİL, SOSYAL TOPLUM

İslam'ın yaklaşımı bambaşka bir zemine oturur.

Burada insan yalnızca ekonomik bir birey değildir.

Ahlaki sorumluluk taşıyan toplumsal bir varlıktır.

Mülkiyet mutlak sahiplik değil, emanettir.

Servet yalnızca kazanılan değil, paylaşılması gereken nimettir.

Kur'an bunu son derece net ifade eder:

"Ta ki o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın." (Haşr, 7)

Bu yalnızca dini bir öğüt değildir.

Bu açık bir ekonomi politik ilkedir.

Servetin birikmesi değil, dolaşması esastır.

BU BİR YARDIM DEĞİL, HAK TESLİMİDİR

Modern dünyada sosyal yardım çoğu zaman bir lütuf gibi algılanır.

Oysa Kur'an meseleye farklı bakar:

"Onların mallarında muhtaç ve mahrumun hakkı vardır." (Zâriyât, 19)

Dikkat edin.

"Yardım edin" demiyor.

"Hak vardır" diyor.

Bu çok büyük farktır.

Çünkü bu yaklaşımda ihtiyaç sahibine verilen şey bir iyilik değil, hakkının teslimidir.

Bu nedenle zekât, yalnızca mali bir ibadet değildir.

Toplumsal denge mekanizmasıdır.

KURBAN NEDEN BU KADAR GÜÇLÜ