Kapitalizm "kaynaklar sınırlı ancak ihtiyaçlar sınırsız" diye tanım koyarak düşünce sistematiğini kurgular. Tüketimin esas hedef olduğu bu sisteminin bireysel çıkarın maksimize edilmesi şeklinde bir diğer hedefi de vardır. Yani diğerkâmlık asla akla bile getirilmez.
İşte bu tanıma temelden meydan okuyan düşünce sistemi "Ramazan" da saklıdır.
Ramazanın oruç yönü kapitalist sistemin sınırsızlığına karşı itirazdır.Gün boyu hiçbir şey yemeden içmeden bile durabilen insanın esasen bir kap çorba ile bile doyabileceği ve hayatını idame edebileceği gerçeğine karşılık kapitalizmin bizlere dayattığı doyumsuzluğu Ramazan açık eder.
Tüketilen onca ürüne karşılık kapitalizmin dayattığı sonsuz tüketimin ihtiyaç gibi sunulması bireylerin tatminsizlik hissini coşturur.
İşte bu tatminsizlik sosyal sistemin temelini bombalar!Zira eldeki ile tatmin olmayan bireylerden kurulu toplum artık her ne pahasına olursa olsun tüketebilmek için çalmaktan, haksızlık yapmaktan, arsızlık yapmaktan kendini alı koyamaz hale gelmektedir.
Bu tatminsizliğin getirdiği diğer önemli sorun ise toplumda diğerkâmlığın ortadan kaldırılmasıdır.Kapitalist düzende sınırsız ihtiyaçları olan birey nasıl başkasını, başkasının ihtiyaçlarını düşünsün ki Kendinden başkasına sıra gelemez ki!
Toplumun, bireylerin, algının, ahlakın bilerek isteyerek kirletilmesi Dünya'nın kaynaklarının da hoyratça kullanılmasına ve kirletilmesine sebep oluyor. Çevre kirliliği de bu sürecin doğal sonucudur.
Ramazan bir manifestodur!Yukarıda bahsettiğimiz sorunlara karşılık Ramazan bir manifestodur. Gören veya görmek isteyen gözlere hayatın tüketim üzerine kurulu olmadığını, pek tabii şekliyle ihtiyaçların sınırsız olmadığını uygulamasıyla beraber hem akıllara hem de gönüllere nakşeder.
Ramazan bireylerin spotları kendi üzerinden çevresine çevirmesini emreder; zekat, sadaka ve fitre ile bireyin ve toplumun diğerkâmlığı unutmasını, es geçmesini engeller. Etrafta kendinden başka yaşam olduğunu hatırlatır.
142