ABD tarifeleri ve Türkiye

2 Nisan akşamı merakla beklediğim Trump'ın Beyaz Saray'daki açıklamasında gerçekten de her şeyi temelden etkileyecek şekilde yeni bir düzenin tesis olunmaya çalışıldığını gözlemledim.


Kısaca ifade edecek olursak; Amerika Birleşik Devletleri kendisine ihracat yapan tüm ülkelerden en az 10 olmak üzere her ülkenin ABD ile ilişkisinin durumuna göre farklı oranlarda ve en yükseği yüzde 64 (Çin'e ek vergiler ile birlikte toplam) olmak üzere gümrük vergisi diyeceğimiz tarifeleri hemen uygulanmak üzere yürürlüğe aldı.

ABD bu oranları ilgili ülkenin ABD'ye uyguladığı görünen ve görünmez tarife ve kısıtlamalar, ayrıca ABD'nin analizlerine göre para birimindeki haklı olmayan rekabetçi uygulamalara göre şekillendirdiğini ifade etti. Bu nedenle uygulamayı "Reciprocal" Türkçesi ile "Karşılıklı" diye ifade edebileceğimiz şekliye ifade etmektedir.


Benim yaklaşık hesaplamalarıma göre Amerika Birleşik Devletleri'nin ortalama ithalatını 4 trilyon seviyesinde olduğunu düşünürsek ve ülkelerin bir kısmını ağırlıklandırarak baktığımızda Amerika Birleşik Devletleri'nin bu uygulamadan kasasına yaklaşık 800 milyar civarında bir vergi geliri gireceğini kabaca tahmin edebiliriz.


Bu rakam Trump hükumetinin bu işlerden hedeflediği 600 milyar ve üzeri diye belirttikleri hedefe uygun görünmektedir.


Küçük ülkeleri bir kenara bırakırsak ABD'nin esasen üç blogu hedeflediğini ifade edebiliriz bunlar Çin, Avrupa Birliği ve komşuları Meksika ve Kanada'dır. Diğer taraftan en yakın müttefikleri diyebileceğimiz Japonya 24 ve Güney Kore'ye 25 ve İsrail'e de 17 olmak üzere hatırı sayılır tarifeler uygulandı.

ABD'nin başlattığı bu sürecin en önemli çıktısı genelde meydana çıkacak enflasyonist baskıdır. Zira üreticilerin bu oranları bütünüyle olmasa bile yansıtma mecburiyeti olacaktır.


Diğer taraftan, ABD'nin 1940'lardan itibaren gümrük vergilerini düşürmekteki görünen amacı gelir vergisi üzerine yoğunlaşarak zenginleşenden vergi almak ve esasında tüm halka aynı şekilde yansıyan gümrük vergilerini ortadan kaldırmaktı.


Zaten bugün de gümrük vergilerine eleştiri bu noktadan başlamakta vergide adaletsizliği getirdiği muhalefetçe ifade edilmektedir.

İktidarın yani Trump cephesinin ifadesi, toplanacak gümrük vergileri ile gelir vergilerinin birçoğunu yakın zaman içerisinde kaldırıp yeni bir vergi reformu yapılacağı yönündedir.


ABD içerisindeki bir diğer eleştiri ise uygulamaya alınan tarifelerin birçok ülkeyle ve müttefikleri ile aralarını bozma ihtimalidir.


Trump cephesi ise ABD tarafından yıllarca kullanılan ambargoların işlevini yitirdiği ve bundan böyle tarifeler yoluyla bütçe gelirinin yanı sıra dış ilişkilere de yön verebileceklerini ifade etmektedirler.


Eğer diğer ülkeler de ABD'ye karşılık verir ve tarife koyarlarsa ilgili tarifelerin dünya enflasyonuna da baskısı kaçınılmaz olacaktır.


Ama bence en büyük etki yoğunlukla ihracatlarını ABD'ye yapmakta olan ülkelerin yaşamakta olacakları üretim kaybı ile ortaya çıkması muhtemel sonuçlardır.


Bu sonuçlardan birincisi yaşanan üretim kaybının telafisi için yeni pazarlar aranması ve bu pazarları elde etmek için agresif tavırlar takınılmasıdır.


İkincisi ise bu arayışa gidilse bile yeterince pazar bulunamayacağı ve bunun sonucunda üretim kapasitelerini aşağı çekmek zorunda kalacakları bir döneme girilmesidir. Bunun tetiklemesi ile üretim zincirlerinin ard arda şoklar yaşaması ihtimal dahilindedir. Ancak bunlar ani şoklar olmayacaktır.


Diğer taraftan ihracat ve üretim kaybı yaşayan ülkelerin istihdam kaybı yaşamaları da gerekecektir. Bu noktada istihdam kaybının getireceği sosyolojik sıkıntılar ise hükümetleri zorda bırakacaktır.