Kur'an'ın ve Sünnet'in bize haber verdiği bütün kâfirlerin entrikaları, tuzakları, komploları, planları, dolapları, dalavereleri... gerçekleşti.
Hâlbuki son iki yüz yıldır biz, onları dosttan öte saydık ve bütün pisliklerini bir matahmış gibi ülkemize merasimle ithal ettik.
Yirmi milyon kilometrekarelik mülkümüzde bizi yedi yüz seksen üç bin beş yüz iki (783.502) kilometrekareye sıkıştırıverdiler ve, "Bundan sonra yazını, kitabını, yürümeni, oturmanı, dostunu, düşmanını, kiminle konuşup konuşmayacağını biz ayarlayacağız.
Siz kafanızı yormaya değil, eğmeye devam edin; düşünmeyin, sizin yerinize bir düşünürüz" dediler ve son durumda bir de baktık ki, o yedi yüz seksen üç bin beş yüz iki kilometrekareye varan toprağımız da karadan, denizden ve havadan kuşatılıvermiş.
"Yolunuz, yolumuzdur" dedik, yolsuz kaldık.
Bütün devletleri, onların milletlerini, krallarını, padişahlarını, başkanlarını ve şu anda dünyada yaşayanların tamamını yaratan Rabbimiz, bizden her gün kırk defa yolumuzun İlahi yol olması gerektiğini ev her gün kırk defa:
اه'دِنَا الصِّرَاطَ ال'مُس'تَقِيمَ
"Bizi, doğru yola ilet" diye dua etmemizi emrediyor. (Fatiha Süresi)
عَن' جَابِرِ ب'نِ عَب'دِ اللهِ ، قَالَ : كُنَّا عِن'دَ النَّبِيِّ صَلَّى الله عَلي'هِ وسَلَّمَ , فَخَطَّ خَطًّا ، وَخَطَّ خَطَّي'نِ عَن' يَمِينِهِ ، وَخَطَّ خَطَّي'نِ عَن' يَسَارِهِ ، ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ فِي ال'خَطِّ الأَو'سَطِ ، فَقَالَ : هَذَا سَبِيلُ اللهِ , ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الآيَةَ :{وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُس'تَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُم' عَن' سَبِيلِهِ
Cabir bin Abdullah, Abdullah bin Mes'ud'un (r.a.) ve başka sahabenin de rivayet ettiği bir hadiste, Cabir (r.a.) diyor ki, "Biz Nebi sallallahü aleyhi ve sellemin yanında idik.
Yere bir çizgi çizdi, onun sağ yanına iki çizgi çizdi.
Sol yanına da iki çizgi çizdi.
Sonra elini ortadaki çizginin üzerine koydu ve şu ayeti okudu:
وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُس'تَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُم' عَن' سَبِيلِهِ ذَلِكُم' وَصَّاكُم' بِهِ لَعَلَّكُم' تَتَّقُونَ
"Muhakkak bu, benim dosdoğru yolumdur, ona uyunuz. Başka yollara uymayın; sizi Allah'ın yolundan ayırır. Sakınasınız diye Allah bunları size tavsiye etti." (En'am Süresi, ayet 6/153)
(İbni Mace, Sünen, K. Ebvabü Sünnet, bab 1 Hadis no 11, Ahmed, Müsned, Abdullah bin Mes'ud hadisi, Hakim, Müstedrek, K Tefsir, hadis no 2938)
Bugün Allah'a giden yol, insan sayısıncadır ama bütün yollar Kur'an ve Sünnet ölçüsü içinde olacaktır.
"Bana göre" diye başlayan her cümle, İslam'ın çizdiği yoldan dışarı çıkmıyorsa, kim söylerse söylesin doğrudur.
Zaman içinde işlerine gelmeyen ayetleri tebdil, tağyir ve tahrif ederek Tevrat, Zebur ve İncil terazisinin ayarını bozanlar, kendi koydukları ölçülere insanları mahkûm edenler, insanları, her sabah cebinden kaç para çalındığını öğrenmek için televizyona veya telefonuna bakar hale getirenler, uyuşturucuyu, fuhşu, soygunu, hırsızlığı, ülke olarak yapanlar, İslam'ın hakimiyyetinden tamamen uzaklaştırmanın yollarını döşemeye başladılar.

13