Tanıdığım ünsüzlerden yaşar usta

Yaşar, Adanalıdır... 1968'de İstanbul'a gelmiş, bir daha gitmemiş. Adana'da iken babası kazanır, Yaşar dolanıverirmiş.

Babası cincilik yaparmış. Babasının okuma yazması olmadığından kâğıtlara anlamsız rastgele çizgiler çizer, hastalarının eline verirmiş.

Muhabbet tılsımları yaptığı gibi eşleri ayıran tılsımlar da yazarak geçimini temin edermiş.

Namazı niyazı olmayan bînamazın tekiymiş.

Haftada bir gün oğluyla beraber mezarlığa gider, bazı mezarlara, yazdığı muskaları gömermiş.

Hastalar geldiğinde "Sana tılsım yapmışlar. Filan mezarlığa gideceksin, filan yoldan gireceksin, filan servi ağacının dibindeki mezarın baş tarafını kazacaksın ve bana getireceksin, ben onun tılsımını bozacağım" dermiş.

Hasta, mezarlığa kadar gider, o tılsımı bulur, doğru cinciye gelir ve psikolojik hastalığından kurtulduğuna inanırmış.

"Gelen hastaların inanması için masasının üzerinde hareket eden cevizler vardı" diyor Yaşar usta.

Masanın üzerinde durmadan hareket eden cevizlerin, cinlerin geldiğinin işareti olduğunu söylermiş.

Hastaların hepsi yuvarlanan cevizleri görünce cinciye inançları daha da artarmış.

- Peki nasıl yapardı bunu, dediğimde...

- Bir kilo cevizi alır. Tam ortadan ikiye böler, cevizin içini afiyetle yer, içi boşalan ceviz kabuğunun içine evlerde bolca olan hamam böceğinden bir tane koyar ve ikiye ayrılan ceviz kabuklarını tutkalla yapıştırır.

Böcek ölünceye kadar cevizin içinde hareket ettikçe cevizler de masa üzerinde yuvarlanır durur, diye cevap veriyor ve "Babam dürüst adam değildi" diyor, Yaşar usta.

Yaşar usta, on altı yaşında iken bir gün Adana'da sinemaya gittiğinde, Türk filminde köyden İstanbul'a çalışmaya gelen bir delikanlı ile zengin bir ailenin kızının aşkının uzun maceralardan sonra tatlıya bağlandığını ve evlendiklerini seyreder.

Sinemadan çıkınca doğru garaja gider. İstanbul'a gidecek otobüsten bir bilet satın alır ve 1968'lerde İstanbul'a gelen otobüslerin son durağı olan Harem'de otobüsten iner.

Yolcuların çoğunluğu gemiye bindiğinden o da gemiye biner ve Sirkeci'de gemiden iner.

"Çoğunluk ne tarafa giderse o tarafa gideyim" der ve Cağaloğlu yokuşundan geçerek Sultanahmet'e gelir.

Akşama doğru bir sokak içindeki otele gider. O gece otelde kalır. Sabahleyin, parasının bittiğini otel sahibine söyler.

Otelci de hemen otelin karşısındaki dükkânın sahibine götürür ve oraya işçi olarak verir.

Akşam olup dükkân kapanınca Yaşar usta, köşe başına gider ve zengin zannettiği kadınlara, o filmdeki artist gibi bakmaya devam eder.

Aradan yıllar geçer, filmdeki hayattan hiçbir eser göremez. Sonunda zengin olmayan bir hanımefendi ile evlenir. Allah, onlara çok sevimli çocuklar nasip eder.