2012 yılında bir ilde, Cumartesi akşamı belediyenin konferans salonunda konuştuktan sonra kırk bin nüfuslu şehrin merkez camisinde de konuşmak için davet gelince, "Tamam" dedim ve gittim.
Namazdan sonra davet eden öğretmenle şehrin merkezindeki ana caddede gezdik.
Karşılaştığımız her insan, öğretmeni görünce kendine bir çeki düzen veriyor.
Öğretmenin selam verdiği her insan, "Aleyküm selam Hocamolu" diyor.
Oturanlar ayağa kalkıyor, ayaktakiler selam almaya hazırlanıyor ve "Aleyküm selam Hocamolu" diyorlar.
Öğretmene gösterilen bu sevgi ve saygı, seherde esen saba rüzgârı gibi, denizden gelen imbat rüzgârı gibi insanın gönlünü genişletiyor, hiçbir yiyecek ve içecekten alamadığımız bir lezzetin varlığını tattırıyor.
Evine dönünce sordum, "Hocamolu" ne demek dedim.
Açılımının "Hocamın oğlu"nun kısaltılmış hali imiş.
"Babam bu şehrin kadın-erkek herkese faydası olan, âlim, fazıl, ilmiyle amil olan ve ayrım yapmadan haklıyla haksızın ortasında duran, haklının hakkını tatlı dil, güler yüzle alan bir hocaydı" dedi.
Kendisi de başkalarından dinledim o da o şehirde babası gibi herkesi seven ve herkes tarafından sevilen ve herkesin işi için koşturan biri imiş.
Beş milyarınızın olduğunu düşünün.
Nereye nasıl koyarsınız
Evinize sığmaz. Yatak ve yorganınıza yün veya pamuk yerine konulamaz.
Bankaya koysanız, elinizin değmediği, gözünüzün görmediği, başkasının kasasında kalan kâğıtlardan ne zevk alacaksınız
Haram yollardan kazanmışsanız mahallenizde rahat gezemezsiniz.
Dışardan içi görülmeyen lüks arabalarla kara renkli gözlüklerle tanınmamak için bin bir surata girmenin anlamı var mı
Hele bir de bu paraları haram yoldan edindiğiniz yayılmışsa, sokaklarda, çarşılarda rahat gezemezsiniz.
Hep kapalı yerlerde, kedinin ciğere baktığı gibi, sizin ciğerinize bakan sahte dostlarla, yapmacık gülücüklerle fazla kullanılmaktan bozulmuş yağlı kelimelerle konuşmadan ne zevk alacaksınız
Helal yollardan kazanmışsanız ama cimri iseniz sizin durumunuzda böyledir.
Helal yollardan kazandığınız bu parayı akrabalarınız, köyünüz, şehrinizde bulunan bütün fakirlerin elektrik, su ve gaz paralarının otomatik ödemesini sizin hesabınızdan yaparsanız, bu tespit ettiğiniz fakirlerin istediği fırından ekmek almasını sağlarsanız, hayal edemeyeceğiniz, hatırınıza getiremeyeceğiniz bir lezzet alacaksınız ki bu dünyada böylesine tatlı bir havanın olmadığını göreceksiniz.
İnsanlık tarihinde âlimlerden zalim, zalimlerden âlim olan çok insan var. Bir zamanlar yol kesen, baş koparan, çapulculuk yapan insanlardan, dönüş yapıp yol yapan, baş okşayan, kazandığını dağıtan, insanların hizmetinde olmak için ayaklarının bastığı yere hizmet halısını serenler olmuş.
Saraylarda kuş tüyü yataklarda doğan, kuş sütüyle beslenen, halkına fildişi kulelerden bakan sultanlardan, şahlardan, padişahlardan bir kısmı, halkın arasında olmanın, Hakk'a hizmet etmenin zevkini tatmış ve halkın gönlünde yer edinmeyi, saraydaki saltanata tercih etmiş ve Hakk'ın rızasını kazanmaya çalışan insanlar olmuş.
Evliyanın şahı Fudayl ibni Iyaz (d. H 107 m 725/ ö. h 187 m 803) Horasan civarında eşkıya başı olarak vakit geçirirken, adamları bir kervanı soyarlar.
Kervandaki bir genç kaçmayı başarır. İlerde bir çadıra girer. Çadırda bir dervişin ibadetle meşgul olduğunu görür.
Paralarını dervişe emanet eder ve kafilenin yanına gelir. Eşkıya bu genci de araştırır bir şey bulamaz. Soyduklarını alıp giderler. Delikanlı çadıra gelir ve parasını almak için içeri girdiğinde eşkıyanın hepsini çadırda toplu halde dervişin huzurunda baş eğmiş paylarını almak için beklerken görür.

1