Yazar, bazı aydınların ABD'nin güç ve çıkarları karşısında pasiflik savunmasını kastl Ortadoğu çatışmalarıyla örnekliyor. İman ve canıyla beslenmiş bir toplumun maddi üstünlüğe karşı direnebileceğini, ancak Batı'nın paralı asker sisteminin moralinde zayıf olduğunu savunuyor. Peki, saf ideolojik motivasyon modern savaşlarda teknolojik üstünlüğe gerçekten karşı koyabilir mi?
Yetmiş yıl öncesinde, şehre uzaklığı elli kilometreden fazla olan köylerde, düğün yapılırken durumu iyi olan düğün sahibi, çevredeki en yakın yedi köyü ayrım yapmadan muhtar aracılığıyla düğüne davet ederdi.
Yedi köyden her biri muhtarlarının yönetiminde köye gelirler, köy muhtarının odasına varırlar, muhtar da kendi köyünün her birinin durumunu bildiğinden birer, ikişer, üçer bütün evlere dağıtırdı.
Düğün sahibi üç gün öğle vakti düğün yemeği verirdi, geri kalan iki gece ve gündüz müsafir oldukları evden yer içer ve yatarlardı.
Bir gün köyün meydan yerinde eğlence olurdu.
Her köyden gelenlerden, kendine güvenen güreş için ortaya çıkarlardı.
Filan köylü pehlivan ortaya çıkınca kimse meydana çıkamamış.
Güreşi kazanana bir düve (doğum yapmamış iki yaşında dana) verilecek.
Filan köyden bir cazgır, kendi köyünden olan cambaz gibi ipte oynayan, takla atan, kollarının üzerinde yürüyen ama hiç güreş yapmayan adam, zayıf bir adamı pehlivanın karşısına çıkarır.
Önce çayırın üzerinde takla atarak, kollarının üzerinde yürüyerek pehlivanın yanında durur.
Cazgır, eşeği, katır diye satabilen, fili, fare diye yutturabilen, sulu dereye götürüp susuz getirebilen biri.
Cazgır, pehlivanın yanına yaklaşır, bunu hafife almaması gerektiğini, filan köylü pehlivan bununla güreşirken boynunun kırıldığını, filan köylü pehlivanın hâlâ felç yattığını, şimdi seninle güreşirken onu, eline bile alamayacağını, bakmışsın omuz'unda, bakmışsın yamız'ında, nerede nasıl, ne yapacağını sen anlamadan sırtın yere gelirse Allah'a şükret boynun kırılmasın vazgeç bu güreşten, çekil.
Düveye gelince ben onu ondan satın alır, sen giderken sana veririm ve böylece evine düveyle dönersin; sen güreşten çekil" der.
Pehlivan çekilir, düveyi o elli kilo gelemeyen adam kazanır, pehlivan da köyüne düveyle döner.
Özellikle okumuş kesimden sağcısıyla solcusuyla birçok insanımız, cazgırlık yaparlar ve Amerika'yla iyi geçinmemiz gerektiğini, ülke çıkarları için bazı tavizler verilmesi gerektiğini, dalaşmamak için dolaşmak gerektiğini ima ederlerdi.
F-35 savaş uçaklarının özelliklerini anlatırlarken, bir bilim adamı edasıyla veya askeri bilgiçlik yaparak ima etmenin ötesine geçerlerdi.
İran-Amerika savaşından sonra, gerçeği gördüler ve içlerindeki yurtseverliklerinin üzerindeki kâfir korkusunun abandığı kara bulutlar dağılmaya başladı.
Siyaset cazgırları, bize, fareyi dev aynasında, fil diye göstermişler.
ABD'nin nüfusu, asker sayısı, silah çeşidi ev çokluğunu söylemeyin.
Silahı tutan insan, atom bombasının düğmesine basacak olan da insan.
İnsan ise can ve tenden meydana gelmektedir.
Bileği, yürek yönlendirir.
Yüreği de iman yönlendirir.
İmanı da yüreği de veren Allah'tır.
İmansız yüreğin, sahibine yük olduğunu söyler Mehmet Akif Ersoy merhum:
"Îmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür...
Îmansız olan paslı yürek, sînede yüktür!" deyivermiş.

4