Dünyamızda yaşayan bütün insanların parmak çizgisi ayrı olduğu gibi ruh çizgileri de ayrıdır.
Her insan çok doğru şeyler söyleyebildiği gibi çok yanlış şeyler de söyleyebilir.
İyi, doğru ve hayırlı işler yapabildiği gibi kötü, yanlış ve zararlı işler de yapabilir.
Bizi yaratan Rabbimiz, bunu bize şöyle haber verir:
"Nefse ve onu düzenleyene,
Ona facirliğini (suç işlemeyi) ve takvasını (korunmayı) ilham edene (yemin olsun ki)!
Nefsini temizleyen, mutlaka kurtuldu.
Nefsini batıran zarar etti." (Şems Süresi ayet 91/7-10)
İyilik madenini işletenler kurtuluşa ererler.
Nefsini Kur'an ayetleriyle cilalayıp Hakk'a ve halka parlak ayna haline getirenler kurtulurlar.
Ancak nefsinde iç dünyasında, Rabbin yerleştirdiği iyilik madenini bastıran, gizleyen, üstünü kapatanların zarar edeceğini haber verir. (Şems 10)
Dünyanın her tarafında hangi milletten veya hangi dinden olursa olsun iyiye, doğruya, güzele doğru meyil varken eğitim, örf ve âdetlerle o iyilik ve doğruluk anlayışının üzeri küfrün kara perdesiyle örtülür.
Batı'nın en kaliteli üniversitesinden mezun, üç dil bilen, interneti tabanca gibi kullanan kırk yaşın üzerindeki bir yetkili, devlet hazinesinin içini boşaltacak kâğıtları imzalamak üzere gencecik bir yetkilinin önüne koyduğunda "Olmaz, bu bir soygundur" diyen gence "Sen daha toysun, alışırsın" diyorlar ve alıştırıyorlar.
Demokratik kurallara göre çoğunluğun oyunu alan yöneticiler, yine askeri eğitimin zirvesine çıkan komutana "Şu bizim sömürgeci elçimizin isteklerine karşı gelen ülkenin üzerine şu silahları boşalt gel" dediğinde bunu vatana hizmet sayan eğitimler veriliyor.
İşte Rabbimizin "İçinizdeki iyiliği bastırırsanız zarar edersiniz" mesajına kulak vermeyenler.
Sömürme ve kemirmenin kanunlarını yazan saygın yazarların, "İktidara gelinceye kadar her türlü alçaklık ve her türlü savaş serbesttir" sözlerine kulak verenler ortalığı kokutuyorlar.
Para için kan akıtıyorlar ve gönüller karartıyorlar.
Her insanda her kötülüğü yapabilecek iç hazırlık da vardır. Ancak demirin pasını zımparaladıktan sonra cilalandığı gibi nefs-i emmarenin pası "La ilahe" zımparasıyla temizlendikten sonra "İllallah" ile cilalanmalıdır.
Yani Allah'a kulluğu kaldırıp insanların kurallarını Allah'ın ayetlerinin önüne alanları benimseyerek kula kul olanlar, gönüllerinin ufuklarını kapatırlar.
Kişi kula kul olmaktan çıkar ve gönlünü imanla süsleyince kötülüklerden nefret eder.
Eğer nefis hep kötülüklerle yoğrulursa o, imandan, Kur'an'dan, şeriattan, İslam'dan, namustan, şereften, ahlaktan, iffetten nefret eder.
Sineklerin gülden kaçtığı gibi kaçarlar ve bir pisliğin etrafında toplanarak gül aleyhinde kararlar almaya, gül neslini kurutmaya, İslam bülbüllerini susturmaya çalışırlar.
İnkâr hastalığına tutulanların neler yapabileceğinin bir örneğini verir Rabbimiz "Şems" Süresi'nde.
Salih peygamberin devesine dokunmayın diyor Rabbimiz. Kâfirler tutuyorlar Salih (a.s.)'in devesini kesiyorlar.
"Keşfül Hafa" isimli kitapta sıhhatine söz edilen bir hadiste Efendimiz'in şöyle dediği bildirilir. "Eğer bu insanlara deve pisliğini, tezeğini kırmayın, parçalamayın denseydi, toplanıp deve pisliği toplarlar ve merasimle tezek kırarlardı" buyurmuş. "Olur mu hocam, bu kadarı da fazla" denebilir.

15