Kur'an-i Kerim'de haber verilen bütün peygamberlere iman ederiz.
Bunu her gün yatsı namazının ardından camilerimizde okunan Bakara Süresi'nin sondan iki ayetiyle dünyaya ilan ederiz.
O peygamberler sağ iken ona iman edenleri Sevgili Peygamberimizin ashabı gibi sever ve örnek alırız.
Ahzab Süresi'nde (33/21) Sevgili Peygamberimizin bize en güzel örnek olduğunu Rabbimiz haber verirken, Mümtehıne Süresi'nde de (60/4-6) İbrahim aleyhisselam ve ashabının bize örnek olduğunu haber verir.
Biz onları da örnek alırız ama onların örnek söz ve davranışlarını Kur'an veya sahih hadisler haber verirse örnek alırız.
Çünkü tahrif edilmiş Tevrat, nice peygamberlere iftiralarla dopdolu.
Kur'an-i Kerim'de, İsa aleyhisselamın havarileri, Rabbaniyyun, Ensarullah olarak bize örnek verilmiştir.
Onlar, Yahudiler ve Romalı askerler tarafından katledilen Zekeriyya ve Yahya aleyhisselamların işkenceyle şehit edildiklerini ve İsa aleyhisselamı da asmaya kalktıklarını gördükleri halde eğri adım atmadıkları gibi Allah'ın dini olan İslam'ı dünyaya yaymak için her türlü cefaya katlandıklarını okuduk.
Roma'ya kadar geldiler. Atıldılar, satıldılar, kovuldular, işkencelerle şehit edildiler, arenalarda aslanlara yem yaptılar ama gün geldi onların adları Roma'nın ve bütün Avrupa şehirlerinin sokaklarına yazıldı.
Sokak başlarında sokağın adı yazılırken St. yazıldıktan sonra onların adı yazıldı; onları asan, kesenlerin adı sanı kalmadı, bazılarının adı tarih kitaplarında kötü örnek olarak kaldı.
2026 yılında bütün Avrupa sokaklarının çoğunluğunu onların adı süslüyor.
03.11.2007'de İsviçre'nin Zürih kentinde güzel bir salonda verdiğim konferansta şöyle konuşmuştum:
Kanuni Sultan Süleyman'ın Viyana kuşatmasında kurduğu çadırdan daha fazla cami yaptınız Avrupa'nın bağrında.
Çok geçmez elli yıla varmadan bu beş bin camiyi yapanların adları Avrupa'nın sokaklarına, Hacı Ömer caddesi, Hoca Ali sokağı... gibi ad olur.
Bu hizmetleri yapanlar hakkında, İsviçreli Müslümanlar doktora tezleri verirler.
Şahidim, Rabbimiz:
هُوَ الَّذِي أَر'سَلَ رَسُولَهُ بِال'هُدَى وَدِينِ ال'حَقِّ لِيُظ'هِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا (28)
"O (Allah) ki, Rasülü'nü hidâyet ve hak din ile, bütün dinler üzerine üstün kılmak için gönderdi. Şahit olarak Allah yeter." buyuruyor. (Fetih Süresi ayet 48/28)
Bu bana ve hepimize yeterli.
Şüphe duyanlar, Avrupa Birliği'nin en endişe ettiği konuya dikkat etsinler.
"Şu anda İslam âleminde Müslümanlarımız biraz ümitsizliğe düştüler. Hocam çok pasifiz" diyorlar. "Hocam eli silahlılar sözünü her tarafta geçiriyor" deniliyor. Şu kadar Müslüman'ın ölümüne sebep oldular Irak'ta olsun, Afganistan'da olsun, Filistin'de olsun, Çeçenistan'da olsun Müslümanların ölümüne sebep oluyorlar, yani bir şey yapamıyoruz" gibi üzüntülerini beyan etsinler. Üzüntü beyan edilsin, buna karşı değilim ama ümitsizliğe düşmesinler. Şu anda dünya genelinde yayılmakta olan hareketin İslami hareket olduğunu dost düşman herkes biliyor.
Bu konuda Batı'da kitaplar yazılmıştır. Bu konuda raporlar hazırlanmıştır.
Papa, "İslam'ın önünü kesmek üzere bilmem kaç milyar dolar ayırdık diye bundan önceki papa, vefat eden papa, bu kadar dolar ayırdık. Hıristiyanlığı yaymak için değil, ondan ümidi kesmişler de. Müslümanlığın önünü kesmek için ayırdık diyor. Allah (c.c.) da bir ayet-i kerimede, yani çok bizim günümüzdeki ümitsizliğimizin ilacı:
أَوَلَم' يَرَو'ا أَنَّا نَأ'تِي ال'أَر'ضَ نَن'قُصُهَا مِن' أَط'رَافِهَا وَاللَّهُ يَح'كُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُك'مِهِ وَهُوَ سَرِيعُ ال'حِسَابِ

2