Kalp kırmak ve kırılmak yok

"Pilavdan dönen kaşığınızın sapı kırılsın" amma, siz kimsenin kalbini kırmayınız ve siz kimseye kırılmamaya çalışınız.

Doğan her çocuk İslam fıtratı üzere doğar ayet ve hadisini bu makalelerimde çokça tekrarladım ve tekrarlamaya devam edeceğim;

Sevgili Peygamberimiz:

عَن' أَبِي هُرَي'رَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَن'هُ قَالَ

قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَي'هِ وَسَلَّمَ كُلُّ مَو'لُودٍ يُولَدُ عَلَى ال'فِط'رَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ أَو' يُنَصِّرَانِهِ أَو' يُمَجِّسَانِهِ

"Her doğan çocuk (İslâm) fıtratı üzerine doğar. Sonra anne-babası onu ya Yahudi, ya Hristiyan veya Mecusî yapar" (Buhari, Sahih, cenaiz 80-92, Müslim, Sahih, Kader 25, Tirmizi, Sünen, Kader 5) buyurarak, mahalle baskısına ve çevre etkisine dikkatimizi çekiyor.

Sevgili Peygamberimize bu hadisi söyleten de Rabbimizin şu ayetidir:

فَأَقِم' وَج'هَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِط'رَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَي'هَا لَا تَب'دِيلَ لِخَل'قِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ ال'قَيِّمُ وَلَكِنَّ أَك'ثَرَ النَّاسِ لَا يَع'لَمُونَ 30)

"Sen, her türlü şirke meyletmekten arınmış olarak, yüzünü dine doğ­rult. Allah'ın fıtratına/yaratmasına ki, in­sanları onun üzerine yarattı. Allah'ın yarattığını de­ğiştirmek yok. İşte doğru din budur. Ancak insanla­rın birçoğu bilmezler." (Rum süresi ayet 30/30)

Şarkı olarak söylenen bir şiirimizin bir mısraında:

"Kırma insan kalbini, yapacak ustası yok" diyor.

Dünyaya gelen her çocuğun tertemiz kalbinin temiz kalması için Sevgili Peygamberimiz, hemen o doğan çocuğun kulağına ezan kaydını yaparken, çağımızda hâlâ İslam dışı insanlar kirli sulara batırarak kalbini yanlışa doğru yolunu çevirmeye devam ediyorlar.

Biz ister dost olsun, ister düşman olsun, hiçbirinin kalbini kırmamaya dikkat edeceğiz.

Dostun kalbini süsleyecek söz ve davranışlarla dostlarımızın gönül dünyasını güzelleştirmeye çalışacağız.

Dinimin düşmanlarının karartılmış, perdelenmiş, katılaştırılmış kalbini aydınlatmak, perdelerini İslam'a açmak, katılaşanları yumuşatarak temizlemek ve o temiz yere iman güzelliğini yerleştirmekle görevliyiz.

Katı ve kara kalpler de hizmet alanımızın içindeler.

Onların gönlünü kendi mantığımızla, sabit ve sakat görüşlerimizle değil, Kur'an ayetleriyle, Muhammed aleyhisselamın örnekliğiyle en hassas, en dikkatli en estetik doktorunun, dünyalık elde etmek için müşterisine gösterdiği sahte gülücükler yerine, onun haline üzgün ama iyi olacağı umuduyla gülümsemeyle bir el atıp temizleme ve süsleme işine girmekle görevliyiz.

Sevgili Peygamberimiz kalbe dikkat çekmiş ve şöyle haber vermiş:

وَإِنَّ فِى ال'جَسَدِ مُض'غَةً إِذَا صَلَحَت' صَلَحَ ال'جَسَدُ كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَت' فَسَدَ ال'جَسَدُ كُلُّهُ أَلاَ وَهِىَ ال'قَل'بُ

"Her bedende bir kalp vardır. O kalp düzgün çalışırsa beden de düzgün çalışır. Kalp bozulursa bedenin hepsi bozulur." (Buhari, Sahih, K. İman, bab 30, Müslim, Sahih, K. Müsakat, bab 20,)

Beden bozulursa saygın doktorlarımıza havale edeceğiz.

Kalp bozulursa, çalmayı, öldürmeyi, kan akıtmayı, hazine hortumlamayı, ülkeleri gasp etmeyi, tacizi, tecavüzü kendine hak görür ve onun felsefesini de kendi gibi kalbi bozuklara kabul ettirir ve onlar da hasta aydınlar arasına girerler.

Kalbi bozukların kalbini bozanlarla ilgilenmiş sevgili peygamberimiz de Doğu Roma İmparatoru'na ve çevre devlet başkanlarına yol gösteren mektuplar yazmış.

Kırmayın, kırılmayın.

"En candan arkadaşım beni terk etti kırıldım veya küstüm ona" demeyin, İsrailoğulları Hazreti Musa'ya kaç defa ihanet ettiler de, Musa aleyhisselm hem onların kalplerine hitap ederek Tevrat'tan ayetler okuyarak birlik ve beraberliğe çağırmaya hayatı boyunca çalıştı.

Musa aleyhisselam, Mısır'da Firavun'a kölelikten kurtardığı İsrailoğullarına Tih Sahrası'nda dünyanın en kaliteli suyunu on iki kanaldan akıttığı halde, sofralarına bıldırcın eti Kudret Helvası servis ettiği halde, O'na isyan ettiler.

Hani Amerika'da köleliğin 1865'te kaldırılması sonrasında Afrika'dan iş yapabilecek güce sahip adamları zorla, boyunlarında zincir veya iple bağlı olarak, gemide ölenleri balıklara yem yaparak getirilen ve en zor işlerde kırbaç altında getirilen bu insanların hepsi sevinmişler amma bir hafta sonra bir tas çorba için eski sahiplerine geri dönmüşler.

Hâlâ değişen bir şey yok ABD'ye gidip gelenlerden duyduğuma göre, Türkiye nüfusundan fazla insan yatacak ve yiyecek ve barınacak yer bulamadan çöplerden ve hırsızlıktan hayatta kalmaya çalışıyorlarmış.

ABD filmlerinde de arka sokaklarda gördüklerimi ben kabul etmiyordum ama şimdi emekli bir profesörümüz, görevde iken ADB üniversitelerinden birinde biraz kalmak için gittiğinde dönüşte anlattığını aktarayım:

"Hava alanına indim, ortak tanıdığımız bir arkadaşa telefon ettim. O da bana havayollarının otobüsüne bin. Filan terminalde in. Ben seni oradan alırım. Gecenin yarısından sonra sakın arka sokakları gezmeye kalma büroda otur geliyorum" dedi.