İman tazeleyelim

Taklidi imandan tahkiki imana geçiş yalnızca Kur'an'ı okumakla mı sağlanır, yoksa yaşanan deneyimler ve toplumsal etki de bu dönüşümün parçası değil midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Müslümanların çoğunun ailelerinden aldıkları taklidi imanla yaşadığını, ancak Kur'an ayetlerini anlayarak, tabiatı gözlemleyerek ve Peygamber'i örnek alarak imanlarını tahkiki (gerçek) imana dönüştürmesi gerektiğini savunuyor. Bu dönüşümün hem kişisel bir tavzih süreci hem de toplumsal etki yaratması gerektiğini vurgulayarak, müminlerin davranışlarıyla İslam'ın dünya tarafından algılanmasının değişeceğini iddia ediyor. Ancak yazarın sunduğu örnekteki İngiliz misafir hikayesine göre, salt imanı tazelemek gerçekten pratik hayattaki kişisel soruları (nasıl yatılır gibi) çözmekte yeterli midir?

Dostlarımdan bir tanesi, Yüksek İslâm Enstitüsü'nü ve de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra, doktora yapmak için İngiltere'ye gitmişti.

Doktorayı yaptı ve geldikten sonra anlatmıştı;

Londra'da camide imamla beraber oturuyoruz, derken bir İngiliz girdi içeriye ve şöyle dedi: "Ben Müslüman olmak istiyorum."

İmam onu iyi karşıladı, ona izzet-i ikramda bulundu, çay yaptı. İmam odasında olanlardan ne varsa ikram etti.

Kelime-i Şehadet'le neyi söylediğini, neyi kabul edeceğini biraz açıklayarak anlattı. İngiliz "Kelime-i Şehadeti" getirdi.

Ayrılmak için ayağa kalktı ve hocaya dedi ki; "Bu kapıdan kâfir olarak girdim. Müslüman olarak çıkıyorum.

Müslümanlar bir kapıdan çıkarken nasıl davranırlar" diye imama sordu.

İmam zeki biriydi, dedi ki; "Cami kapısından çıkarken sol ayak atılarak çıkılır. Sol ayağını at ve şu kelimeyi de söyle. "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek çık dedi. Camiden sol ayağını atarak ve besmele ile bize de gülümseyerek çıktı.

Sonra imamla bir daha görüştüğümde imam bana dedi ki; "Yahu ne güzel bir adama çattık o akşam Müslüman olan İngiliz telefon etti bana, "Ben yatıyorum Müslümanlar nasıl yatar" diye sordu.

Ben de ona "Müslümanlar sağ tarafı üzerine yatarlar, sırtüstü̈ de yatarlar, sol tarafı üzerine de yatarlar ama yüzüstü yatmayı pek tercih etmezler.

Bazı dualar da var ama ileride öğreteceğim, sen "Bismillahirrahmanirrahim" de yat. İster sağ tarafına, ister sol tarafına, ister sırtüstü yat" demiş.

Hoca bizim arkadaşa dönüp demiş ki; "Ali, gel ikimiz de birden bir şehadet getirelim, yeniden bir Müslüman olalım" demiş.

"Biz tuttuk, o imamla yeniden bir şehadet getirdik ve imanımızı tazeledik. Yani bundan sonra yapacağımız her iş ve söyleyeceğimiz her cümle, acaba Kur'an ve Sünnet'e uygun mu, diye araştırarak yapmaya karar verdik" dedi.

Peki, Kur'an ne diyor

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا آَمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَال'كِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَال'كِتَابِ الَّذِي أَن'زَلَ مِن' قَب'لُ وَمَن' يَك'فُر' بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَال'يَو'مِ ال'آَخِرِ فَقَد' ضَلَّ ضَلَالًا بَعِيدًا

"Ey iman edenler, Allah'a, Rasülü'ne, bu Rasülü'ne indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, rasüllerini, ahiret gününü inkâr ederse çok uzak bir sapıklığa düşmüştür." (Nisa Süresi ayet 4/136)

"Ey iman edenler, iman ediniz."

Genelde bizim imanımız "taklidi iman"dır.

Yani hepimizin imanı taklididir.

Niye taklididir

Dünyaya geldik. Biraz okuma yazma veya kelimeleri anlamaya başladık. Annemiz- babamız bize dedi ki; "Allah vardır, birdir, şeriki naziri yoktur. Hadi söyleyiver bakayım.