Denge, uyum, ahenk

Çok değerli bir hocam anlatmıştı: "Beyrutlu, Arap asıllı, yaşlı bir papazın, Bakara süresinin son ayetini okuduğunu, 'Va'fü annaa, vağfir lenaa, verhamnaa, ente mevlanaa, fensurnaa alel kavmil kaafiriiiin' bugüne kadar söz ve manası uyumlu, böylesine akıcı, az kelime ile çok manalı bir cümle kurulmadı.

Neredeyse bu cümle beni Müslüman edecek' dediğini" anlatmıştı.

Kur'an-i Kerim'in tecvitli okunuşu da Kur'an'ın sahibine aittir.

Cebrail aleyhisselam, Sevgili Peygamberimize tecvitli olarak okumuştur ve Rabbimiz de Sevgili Peygamberimize:

" Kur'ân'ı açık, tane tane ve güzel oku." (Müzzemmil süresi ayet 734) Tertil üzere okumasını emreder.

Tertilin şekli de Cebrail aleyhisselamın Sevgili Peygamberimiz'e okuyuşu ve O'nun da ashabına okuyuşu gibidir.

Miladi 632 yılından günümüze kadar, değerli Kur'an-i Kerim kurraokuyucuları aralıksız olarak okumaya, okutmaya ve icazet vermeye devam etmişlerdir.

Ben Abdurrahman Gürses merhumun icazetnamesini gördüm; kurra zincirinde kırkıncı sırada olduğunu saydım.

Onun icazet verdikleri 41'inci, onlar da icazet vermeye devam ettiklerine göre onlarda 42'nci ravidirler.

Sevgili Peygamberimiz, ashabınaarkadaşlarına ve Mekkeli müşriklere tecvitli okumuş.

Ashab-ı kiram da kendilerindensonrakitabiine tecvitli okumuşlar.

Tecvidin Istılahterimlerini bilmesek de bilenler, bize tecvitli öğrettiklerinden biz de tecvitli okumuş sayılırız.

Ramazan ayında TRT'nin Kur'an'ı Güzel Okuma yarışmasında dinlediğimiz kurranın hepsi sesten, sedadan, edadan, tecvitten, nağmeden, duruştan, okuyuştan not alarak yarışmışlardır.

Aslında ayetleri güzel okuma Hazreti Adem'le başlamıştır.

Hazreti Adem aleyhisselamda, anavatanı cennetten ayrılmışlık var, yoksulluk var ve bir de ölüm var.

Şeytanın vesvesesine uyarak Rabbinin yasağını çiğnemesiyle yeryüzüne indirilince, Rabbine dua ederken okuduğu duayı Rabbimiz haber verir:

"Her ikisi (Adem'le Havva): "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer sen, bizi afvetmez ve bize acımazsan, biz hüsrana düşenlerden oluruz" dediler.Rebbenaa, zalemnaa, infüsenaa, ve inlem tağfir lenaa, ve terhamnaa, lenekünenne minel hasiriiiin" (A'raf süresi ayet 723)

Her kelimenin sonundaki N harfinden sonra iki a yazılmıştır ve bu kelimeler tecvit ifadesiyle bir elif miktarı çekilmiştir.

İsyandan, ayrılıktan ve yoksulluktan çekenlerin, sızlanırken, pişmanlık ateşiyle yanan ciğerinden çıkan ateşin alevi, kelimeleri bile yakacakmış gibi.

Yani ilk insan, ilk peygamber Hazreti Adem aleyhisselam, nasıl tevbe edeceği kendisine öğretilince nasıl okuyacağı da öğretilmiş.

Ve insanlık tarihi, güzel bir peygamber, güzel bir din ve güzel bir okuyuşla başlamıştır.

Güzel sözün ve güzel okuyuşun temeli de dine dayanır.

Tabiatı yaratan Allah celle celalüh.

Peygamberlerine kitap gönderen de Allah celle celalüh olunca yarattığı tabiat ile gönderdiği kitaplar arasında da uyum vardır.

Dünyaya ilk inişlerinde uçan kuşlar, akan sular ve bütün canlıların çıkardığı seslerle Hazreti Adem'e verilen sahifelerin okunuşu, tabiatla uyumludur.

Tabiatı yaratan, bülbüle o nağmeyi öğretenle Hazreti Adem'e ayetler indiren Allah celle celalühtür.

Onun içindir ki Rabbimiz, Kur'an-ı Kerim'inde Hazreti Davud aleyhisselamın dağlar ve kuşlarla beraber zikrettiğini haber verir:

" Dağları ve kuşları Davud'un emrine verdik. Onunla beraber tesbih ediyorlardı. Bunları yapan bizdik." (Enbiya süresi ayet 2179)