Haram, haramdır. Azı da haramdır, tozu da haramdır, çoğu da haramdır.
Ancak az haramı gözümüzün önüne koyup çok haramı kapatmamak gerekir.
Herifin biri, Avrupa Birliği ülkelerinin toprağından daha büyük Grönland Adası'nı Danimarka'nın elinden gasbetmek için asker çıkarıyor, kimse gıkını çıkaramıyor.
Adam, Suud ve BAE ülkelerinin 4 trilyonuna el koyuyor, karşılama merasiminde kadınların burunlarının gösterilmesine karşı olan kraliyet ailesi, yirmi kadar seçilmiş genç kızın uzun saçlarıyla Trump'ın geçeceği yolun üzerinde havalandırma yaptırmış, kimsenin itirazıyla karşılaşmıyor.
Rus Çarı Deli Petro (1672-1725) ya beden deli veya büyük dendiğini bilmem ama buna bir şey diyen yok.
Meksika Körfezi'nin adını değiştiriyor "ABD Körfezi" adını veriyor; Birleşmiş Milletler de otomatik olarak haritaları değiştiriyor.
Adam "Bugün ne yapalım" diye yanındakilere soruyor mu bilmem ama durup dururken "Atlas Okyanusu ile Pasifik Okyanusu'nu birleştirip "Trump Okyanusu" mu, yoksa "Amerikan Okyanusu" mu yapsak, diyor.
Galiba danışmanları da kendine benziyor.
Hürmüz Boğazı'na "Trump Boğazı" diyor.
ABD ile Kanada arasında kalan Ontario Gölü'nün de adını "Amerika Gölü" olarak değiştirdiği için bütün haritalar yeniden yapılacak.
"Kanada'yı ABD'nin içine alacağım" dedi ama henüz bu günlerde ekonomik baskı dönemi devam ediyor.
Suud kralı, alamadığı dolarlarına güvenerek "Husilere karşı bana yardım et" diyor ama etmiyor.
Neden Husiler, çünkü İsrail'e en etkili saldırıyı İran'dan sonra Husiler yaptılar.
Eğer Suud ve Birleşik Arap Emirlikleri o 4 trilyon doları Yemen'e bağışlasalardı Yemen'de fakir kalmazdı.
Yemen şehirleri arasındaki bütün yollar, iki gidiş iki geliş asfalt yapılırdı.
Bütün şehirlere büyük hastaneler ve dünyanın en seçkin doktorları getirilirdi.
Yalnız Yemen değil, Suriye halkı ekonomik olarak uçuşa geçirilirdi.
Ve Suud ve BAE ülkeleri, ABD'den F-35 savaş uçağı almalarına gerek kalmazdı.
Ama o zaman İsrail saldırırsa..
İsrail, her an saldırmaya hazır, ABD'den emir bekler.
ABD'nin jandarma karakolu gibi çalışır. Ölürse de, öldürürse de ABD'yi memnun eder.
İsrail, orada karakol görevlisi gibi durmasaydı 4 trilyonu alamazdı.
Suud'a verdiği uçaklar ve silahlar İsrail üzerine atmayacak şekilde donatılmıştır.
Halkı Müslüman ülkelerin hepsine saldıracak ama İsrail'e doğru atmayacak şekilde yapılmış ve değiştiremezler.
Husilere atar ama İsrail'e çevirirse uçak veya silah çalışmaz olur.
Bizi birbirimize kırdırıyorlar.
Sekiz yıl süren Irak-İran Savaşı'nda 1980-1988 yıllarında iki taraftan ölen Müslüman sayısı bir milyonun üzerinde olduğu söylenir.
Sebep ne olursa olsun, önemli değil, iki taraf da "Sulh daha hayırlıdır" ayetini (Nisa 4/128) okuyarak savaş toplantılarına başlıyorlardı.
Şimdi bu günlerde sebep ne olursa olsun, işi tatlıya bağlamanın yolları hiçbir zaman kapanmaz; yeter ki barışın yolları aranarak toplantılar yapılsın.
Sevgili Peygamberimiz:
"Bize silah çeken bizden değildir, bizi aldatan bizden değildir" buyurur. (Müslim, Sahih, K. İman bab 45, hadis no 294)
Omuzlarında füzelerle ayaklarında terliklerle, İsrail'in yüreğine korku salan bu Müslümanlar, sözden de anlayan insanlardırlar.
Yeter ki, söyleyecek ağız bulunsun.
Rabbimizi dinleyelim:
"Onlara, Adem'in iki oğlunun gerçek haberini oku. Hani ikisi de Allah'a kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen (Kabil), "Seni muhakkak öldüreceğim" deyince, kardeşi (Habil), "Allah ancak sakınanlardan kabul eder.

10