Ağıt ve Öğüt

Ağıt yok. Sevgili Peygamberimiz, Ammar ve ailesine uğradığında onlara işkence edildiğini görünce:

عَن' جَابِرٍ ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَي'هِ وَسَلَّمَ مَرَّ بِعَمَّارٍ وَأَه'لِهِ وَهُم' يُعَذَّبُونَ، فَقَالَ : أَب'شِرُوا آلَ عَمَّارٍ ، وَآلَ يَاسِرٍ ، فَإِنَّ مَو'عِدَكُمُ ال'جَنَّة.

"Müjdeler olsun size Ammar ailesi, size va'dedilen yer cennettir" (Hakim, Müstedrek, Menakıp, Menakıbi Ammar ve birçok hadis kitabındaki rivayetler de desteklemektedir.) buyurmuş da, onlara işkence edenlerin adını dahi anmamış, onlara kahr duası yapmamış, hatta kendisine yapılan hakaretlerden ve fiili tacizlerden bile hiç bahsetmemiştir.

Bazı ravilerin anlatımında, "Müjdeler olsun" yerine "Sabrediniz" kelimesi vardır.

Onlara işkence eden Mahzum oğullarından Daru'l-Erkam'ın sahibi Erkam bin Erkam, Halid Bin Velid Müslüman olmuşlar, Mekke'nin fethinden sonra Mahzum oğullarından Müslüman olmayan kalmamıştır. Allah hepsinden razı olsun.

Günümüzde zalim kâfirlerin yaptıklarını ağıt gibi yaymanın ve yüreklere korku salmanın anlamı yok.

O gün senin, benim, onun yapacağı İslami hizmeti yerine getirmek, ağıt düşmana yardım etmekten daha faydalıdır.

Bugün hepimiz, bulunduğumuz mahallede, dairede, kışlada, karakolda, okulda, kahvehanede, piknikte ve her yerde üzerimize düşen görevi yerine getirmektir görevimiz.

Ağlamak kelimesinden türetilen "Ağıt" kelimesi, genelde ölenler için vezinli, kafiyeli sözlerden meydana gelen ağlamaya ağıt denir.

Köşe yazarlarının sızlanma yazıları da ağıt gibidir.

Sızanlar, sızlanırlar.

Zalimlerin yaptıklarından dolayı içimiz sızlasa da sızlanmadan gereğini yapmak gerekir.

Konstantin kralı Heraklius'a yazdığı mektupta:

Sevgili Peygamberimizin Medine-i Münevvere'den Roma İmparatoru'na yazdığı mektupta:

بِس'مِ اللهِ الرَّح'مَنِ الرَّحِيمِ مِن' مُحَمَّدٍ عَب'دِ اللهِ وَرَسُولِهِ إِلَى هِرَق'لَ عَظِيمِ الرُّومِ سَلاَمٌ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ ال'هُدَى أَمَّا بَع'دُ فَإِنِّي أَد'عُوكَ بِدِعَايَةِ الإِس'لاَمِ أَس'لِم' تَس'لَم' يُؤ'تِكَ اللَّهُ أَج'رَكَ مَرَّتَي'نِ فَإِن' تَوَلَّي'تَ فَإِنَّ عَلَي'كَ إِث'مَ الأَرِيسِيِّينَ ، وَ{يَا أَه'لَ ال'كِتَابِ تَعَالَو'ا إِلَى كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَي'نَنَا وَبَي'نَكُم' أَن' لاَ نَع'بُدَ إِلاَّ اللَّهَ ، وَلاَ نُش'رِكَ بِهِ شَي'ئًا ، وَلاَ يَتَّخِذَ بَع'ضُنَا بَع'ضًا أَر'بَابًا مِن' دُونِ اللهِ فَإِن' تَوَلَّو'ا فَقُولُوا اش'هَدُوا بِأَنَّا مُس'لِمُونَ

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla; Allah'ın kulu ve Rasülü Muhammed'den, Rumların büyüğü Herakliusa: 'Hidayete tabi olanlara selam olsun' dedikten sonra 'Seni tam bir İslami çağırışla, İslam'a çağırıyorum. Müslüman ol, selamete eresin. Böylece Allah senin mükâfatını iki kat verecektir. Eğer yüz çevirirsen erisilerin/halkının günahı senindir. 'Ey kitap ehli, Allah'tan başkasına kulluk yapmamak, hiçbir şeyi O'na ortak koşmamak, Allah'tan başka bazımız bazımızı Rab edinmemek için, bizimle sizin aranızdaki ortak bir kelimeye geliniz. Eğer yüz çevirirlerse 'Şahit olun biz Müslüman'ız' deyin." (Al-i Imran 3/64) (Buhari, Sahih, K. Bedü'l-Vahy)

Kralım zulmünden bahsetmiyor ama Müslüman olmasını teklif ediyor.

İleride hicri 857, miladi 1453'te Konstantin'i fethedecek güzel komutanı ve o güzel askerleri ashabına müjdeliyor.

Sevgili Peygamberimiz, "Din nasihattir" diyor ama önce edeceği nasihati kendisi yapıyor ve ondan sonra insanlara ayrım yapmadan nasihat ediyor.

Onu dinleyenler, nasihatin mahsulünü, Allah Rasülünün hayatında görüyorlar.

Aksi olursa, nefesinde sarımsak kokarken sevdiğine gül hediye eden gibi oluruz.

43 - بَابٌ قَو'لِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الدِّينُ النَّصِيحَةُ لِلَّهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ ال'مُس'لِمِينَ وَعَامَّتِهِم'.

وَقَو'لِهِ تَعَالَى : {إِذَا نَصَحُوا لِلَّهِ وَرَسُولِهِ}.

"Allah'a, kitabına, Resulüne, Müslümanların imamları/emirine ve tüm Müslümanlara" buyurdu. (Buhari, Sahih, K. İman, bab. 42)

عَن' تَمِيمٍ الدَّارِىِّ أَنَّ النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- قَالَ « الدِّينُ النَّصِيحَةُ » قُل'نَا لِمَن' قَالَ « لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ ال'مُس'لِمِينَ وَعَامَّتِهِم'