Adınız da güzel olsun

Pencereden düşerek vefat ettiği iddia edilen şarkıcı bir bayan hakkında yapılan araştırma sonunda, kızı Tuğyan'ın, (Manası azgın, taşkın, kendini Rab yerine koyan yönetici) attığına şahitlik yapan bir bayanın ifadesi ve yapılan tetkikler sonucu ölenin kızı Tuğyan'a müebbet hapis cezası verildiğini duyduğumda, aklıma gelen ve 26/04/2011 tarihinde bu sütunda yayımladığım makaleyi tekrar yayımlıyorum:

"Kara Baba Tekkesi'nin Şeyhi Ahmet Efendi anlatmıştı: "İbnü'l-Emin Mahmut Kemal Bey'le beraber Beyazıt'ta yürürken, yedi sekiz yaşlarında bir çocuk annesine taş atıyordu. Annesi ise çocuğuna "Yapma yavrum, Atan'ım" diye yalvarıyordu.

Çocuğun adının Atan olduğunu duyunca İbnü'l-Emin, "At yavrum at, annen kendisi istemiş atmanı" dedi ve yoluna devam etti."

Yalnız Bağdat'ı, Basra'yı değil, bütün bir Körfez'in harap olmasına sebep olan Saddam'dır.

Saddam ismi, çarpan, çatan, toslayan manasına gelir.

Farsça olarak "Sad" kelimesi rakamlardan yüz manasına gelir. "Dam" kelimesi de hile, tuzak.

Sevgili Peygamberimiz, bir gün bir koyunu sağmak için:

"Kim bu koyunu sağacak" diye sormuş.

Sahabeden biri "ben" demiş.

Senin adın ne

Adım Mürra demiş. (Acı manasınadır.)

Sen otur. Başka kim sağacak

Bir adam ayağa kalktı ve "ben" dedi...

- Senin adın ne

- Harp

- Sen de otur.

- Kim sağacak

Bir adam ayağa kalktı "ben" dedi...

- Senin adın ne

- Yeiyş (Yaşar manasına)

- Sen sağ (koyunu) demiş. (Malik, Muvatta, K. İsti'zan, bab 9, Ma yükrahü minel esma, hadis)

Hazreti Ömer'in olayında:

Hazreti Ömer, bir adama "Adın ne" diye sorar.

Adam, adım Cemre der. (Ateşin közü manasına)

Ömer: "Kimin oğlusun"

Adam: "İbni Şihab'ın (Alev oğlu demek)."

Ömer: "Kimlerdensin"

Adam: "Huraka'dan (Yangın çıkaranlardan manasına)"

Ömer: "Nerede oturuyorsun"

Adam: "Harratünnar'da (Ateş sıcağı manasına)"

Ömer: "Evin nerede"

Adam: "Zati Leza'da (Alevli mahallesi demek)"

Ömer: "Çabuk ailene yetiş, evin yanıyor" der. Ve gerçekten de evin yandığını görür. (Malik, Muvatta, K. İsti'zan, bab 9, Ma yükrahü minel esma, hadis)

Kahramanmaraş'ta mitoloji meraklısı olduğu söylenen baba Necdet Şenocak, çocuklarının adlarını mitolojiden almış ve Raden (31), Rulin (30), Sajen (27) ve Beraris (26) diye isimlendirmiş.

Çocuklar, çok sevdikleri anne Neyran'ın 15 Nisan 2011 günü ölmesine dayanamamışlar ve iki gün sonra Maraş'ta bir bağ evinde dördü birden intihar etmişler.

Sevgili Peygamberimiz, insanların isimlerinin güzel olmasını istediği gibi dağların, derelerin ve bütün eşyanın isimlerinin de güzel olmasını istemiştir.

Bir gün yolculuk esnasında iki dağın arasına uğradı.

- "Bu iki dağın adı nedir" diye sordu.

- "Biri Fadıh, öbürü Muhzi" dediler. (Fadıh, yüz kızartan manasına gelirken, Muhzi de yüzkarası, rüsvay manasına gelir.)

Sevgili Peygamberimiz, hemen oradan başka yere gitti ve oraya bir daha uğramadı.

Hazreti Hüseyin de Kerbela'da konakladığında "Buranın adı nedir" demiş.

Yanındakiler "Kerbela" deyince Hazreti Hüseyin "kerb ve bela yani keder, üzüntü ve bela" demiş ve ondan sonrası bin üç yüz yıldır yüreklerimizi yakar. (Münavi, Feyzül kadir, şerhu camiussağır, hadis no 1136)