Enflasyon meselesinde pek çok kişinin kafası karışık.
Haklılar da...
Ağustos ayında aylık enflasyon yüzde 1,84 geliyor, yıllık enflasyon yüzde 31,51'e düşüyor.
Eylül ayında yine yüzde 1,84 geliyor, yıllık enflasyon bu kez yüzde 29,73'e geriliyor.
Şimdiden söyleyeyim.
Ekim ayında da yüzde 1,84 gelirse yıllık enflasyon yüzde 28,82'ye düşecek.
Ne güzel değil mi
Her ay fiyatlar yaklaşık yüzde 2 artıyor.
Ama enflasyon düşüyor!
İşte buna ekonomide baz etkisi diyoruz.
Geçen yıl ağustos, eylül ve ekim aylarında enflasyon sırasıyla yüzde 2,04, yüzde 3,23 ve yüzde 2,55 olarak gerçekleşmişti.
Bu yıl aynı aylarda daha düşük oranlar görüldüğü için yıllık enflasyon geriliyor.
Ancak bu matematiğin bir de diğer yüzü var.
Kasım ayında yüzde 1,84 enflasyon gelirse yıllık oran yüzde 30,06'ya, aralık ayında da aynı oran gerçekleşirse yüzde 31,28'e yükseliyor.
Neden
Çünkü geçen yıl kasım ve aralık aylarında enflasyon sırasıyla yüzde 0,87 ve yüzde 0,89'du.
Yani aynı baz etkisi, bu kez tersine çalışacak.
Ekonominin matematiği böyle.
İşinize geldiğinde başka, gelmediğinde başka işlemiyor!
*
Gelelim önümüzdeki üç aya...
3 Kasım'da açıklanacak ekim enflasyonunun yüzde 1,5 ile yüzde 2 arasında gerçekleşmesini bekliyorum.
Böylece yıllık enflasyon yüzde 28'li seviyelere gerileyecek.
Ardından ekonomi yönetiminden muhtemelen şu açıklamaları duyacağız:
"Orta Vadeli Program'da öngördüğümüz yüzde 28,4 ve Merkez Bankası'nın yüzde 28'lik yıl sonu tahminine ulaşacağımıza ilişkin göstergeler güçleniyor. Uyguladığımız sıkı para ve maliye politikaları sonuç veriyor. Küresel risklere ve jeopolitik gelişmelere rağmen..."
Vesaire, vesaire...
22 Ekim'deki Para Politikası Kurulu toplantısında da faiz indirimi bekliyorum.
Politika faizi yüzde 37.
Yıllık enflasyon yüzde 29,73.
Aradaki fark yaklaşık 7,3 puan.
Bu fark tek başına gerçek reel faizi göstermese de faiz indirimi için kullanılabilecek bir gerekçe.
Muhtemelen 100 baz puanlık bir indirim daha göreceğiz.
Ardından bildik açıklama...
"Enflasyonun ana eğilimi, beklentiler, sıkı parasal duruş, dezenflasyon süreci..."
Geçen ayın metnini aç.
Birkaç cümleyi değiştir.
Yeni açıklama hazır!
Peki ya sonra
*
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Önümüzde kasım ve aralık ayları var.
Ve enflasyonla mücadelede yılın en zorlu iki ayına giriyoruz.
Soru basit:
Aylık enflasyonu yüzde 1'in altına indirebilecek miyiz
Bence hayır.
Nedenini anlatayım.
Akaryakıtta kademeli ÖTV artışları devam ediyor.
Kasım ayında motorinin litre başına ÖTV'si 3 lira, aralık ayında 3 lira daha artacak.
Benzinde ise kasım ve aralık aylarında ayrı ayrı 3,46 liralık ÖTV artışı öngörülüyor.
Üstelik ÖTV'nin bir de yüzde 20 KDV'si var.
Yani motorindeki her 3 liralık vergi artışı pompaya 3,60 lira olarak yansıyacak.
Benzindeki 3,46 liralık artışın KDV dâhil karşılığı ise yaklaşık 4,15 lira.
Dahası var.
Enflasyon sepetinde benzinin ağırlığı yüzde 1,2364, motorinin ağırlığı ise yüzde 1,3919.
Ancak mesele sadece akaryakıtın doğrudan ağırlığından ibaret değil.
Motorine zam geldiğinde yalnızca araç sahipleri etkilenmiyor.
Nakliye etkileniyor.
Üretim etkileniyor.
Dağıtım etkileniyor.
Market rafındaki ürün etkileniyor.
Kısacası akaryakıt fiyatlarındaki artış, ekonominin pek çok alanına maliyet baskısı olarak yansıyor.
Geçen yıl kasım ve aralık aylarında böylesine belirgin bir kademeli akaryakıt vergisi artışı yoktu.
Bu yıl var.
Üstelik ben yalnızca vergi kaynaklı artışlardan bahsediyorum.
Diğer maliyet unsurlarını henüz hesaba katmadım bile.
Dolayısıyla kasım ve aralık aylarında aylık enflasyonun yüzde 1'in altına inmesini oldukça güç görüyorum.
Bu gerçekleşmezse yıllık enflasyon yeniden yükselişe geçecek.
Yüzde 30 bandı tekrar gündemimize oturabilir.
*
Şimdi burada ekonomi yönetimine küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Ekim ayında yıllık enflasyon yüzde 29'un altına indiğinde yapılacak açıklamaları tahmin etmek zor değil.
Başarı hikâyeleri anlatılacak.
Uygulanan politikaların sonuç verdiği söylenecek.

18