2025 yılı bütçe hikayesi: "Rakamlar mutlu, vatandaş yorgun"

2025 yılı, ekonomi literatürüne "rakamların hükümete karşı isyan ettiği yıl" olarak geçebilir. Çünkü ilk kez uzun zamandır bir bütçe tablosu, propaganda cümlelerinden daha fazla şey anlatıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yayımladığı Aralık 2025 bütçe gerçekleşmeleri, iktidarın yıl başında koyduğu hedeflerle yan yana getirildiğinde, ortaya tuhaf ama öğretici bir tablo çıkıyor.

Başlayalım.

2025 yılı için bütçe açığı hedefi yaklaşık 1,93 trilyon TL idi. Yıl sonunda gerçekleşen açık ise 1,80 trilyon TL civarında kaldı. Yani hükümet kendi koyduğu açığı aşmadı, hatta hedefin altında kaldı. Kâğıt üzerinde bu bir "başarı".

Ama asıl hikâye burada değil.

Asıl kritik veri, faiz dışı denge.

Türkiye uzun yıllardır faiz dışı açık veren bir ülkeydi. Yani borcun faizini bile borçla ödüyordu. 2025'te ise yaklaşık 255 milyar TL faiz dışı fazla verildi. Bu, teknik olarak devletin kendi harcamalarını ve yatırımlarını, faiz hariç, vergilerle finanse edebildiği anlamına geliyor. Mali disiplin açısından bu son derece önemli bir eşik.

Ancak bu fazla nasıl elde edildi

Cevap çok net: "Olağanüstü Vergiyle"

2025 bütçesinde vergi gelirleri için konulan hedeflerin tutmayacağı anlaşılınca birçok vergi kaleminde artışa gidildi.

Beyana tabi dolaysız vergilerin tahsili zaman alacağı için, dolaylı vergilere, harçlara ve stopaja tabi gelir unsurlarına yüklenildi. Yapılan bu düzenlemelerle vatandaşın sırtına adeta bir "vergi kamyonu" bindirildi.

Kurumlar vergisi tam bir facia olunca, hedeflerin 684 milyar TL üzerinde gerçekleşen gelir vergisi ile finanse edildi. Yani patronların vergisini ücretli karşıladı desek yeri var. Çünkü ücret geliri elde eden emekçilerin maaşlarından kesilen stopaj, kurumlar vergisinden 600 milyar TL fazla.

Bu tablo şunu söylüyor:

Devlet tasarruf ederek değil, daha fazla tahsil ederek disiplin sağladı.

Yani bütçe açığı düşürüldü ama bu, kamu harcamalarının rasyonelleştirilmesiyle değil, vatandaşın cüzdanının daha fazla zorlanmasıyla oldu.

Kamu harcamalarına bakıldığında zaten bu tablo net gözlemleniyor. Hedeflerin üzerinde bir harcama yok ama tasarruf diyebileceğimiz manada aşağı yönlü bir ivme de yok. Hedef 14.7 trilyon TL, gerçekleşme 14.6 trilyon TL.

Burada bir başka kritik nokta daha var.

2025 boyunca kamu yatırımları ve sosyal harcamalar reel olarak baskılandı. Enflasyonun gerisinde kalan maaş artışları, ertelenen yatırımlar ve kısılmış sosyal destekler, bütçenin matematiğini kurtardı ama toplumun refahını kurtarmadı.