Ortadoğu'da uzun zamandır devam eden gerilimin sıçrama alanlarından biri aylar önce öngördüğümüz gibi Yemen oldu. Hürmüz'de yaşanan gerilim Körfez'i sıkıştırırken, Babülmendep hattında yükselen tansiyon Kızıldeniz'i, Süveyş'i ve Avrupa-Asya ticaret yolunu baskı altına alıyor.
Suudi Arabistan açısından mesele zaten yalnızca Yemen sınırı değildi. Dünya enerji piyasaları için kritik rolü olan petrol boru hatları, rafineriler ve deniz ticareti güvenliği hayati bir boyuta ulaştı.
Şimdi Mekke Anlaşması ilk ciddi sınavıyla karşı karşıya. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan hattında kurulan bu yeni savunma zemini bugüne kadar daha çok siyasi bir deklarasyon olarak görülüyordu. Ancak Riyad'daki son toplantıyla birlikte kolektif savunma mekanizmasının ilk kez harekete geçirileceği anlaşılıyor.
Serhat Erkmen'in değerlendirmesine göre Mekke Anlaşması artık kâğıt üzerinde kalan bir metin olmaktan çıkıyor. Türkiye ve Pakistan'ın Suudi Arabistan'a destek vereceği açıkça ilan ediliyor. Bu desteğin iç hukuk süreçleri tamamlandıktan sonra fiilî kapasiteye dönüşmesi bekleniyor.
Bu tabloda kritik bir ayrım var. Suudi Arabistan'ın savunmasını güçlendirmekle Yemen savaşının doğrudan tarafı olmak farklı adımlar olacaktır.
İlk aşamada gündeme gelen destek daha çok hava savunması, İHA ve füze saldırılarına karşı koruma, petrol boru hatları, rafineriler ve kritik ekonomik tesislerin güvenliğiyle ilgili görünüyor. Erkmen de öncelikli başlıkların kritik altyapıların korunması, petrol hatları ve rafineriler olacağını söylüyor.
Bu çerçevede en iyimser senaryoda Mekke Anlaşması savaşı büyütecek bir hamle değil, Suudi Arabistan'ın savaştan zarar görmesini sınırlayacak bir caydırıcılık mekanizması olarak okunabilir.
Ancak sahadaki tablo bu kadar kolay olmayabilir. Körfez medyası Suudi destekli güçlerin Babülmendep ve Muha hattında ilerlediğini duyuruyor. Sana merkezli Ensarullah kaynakları ise bu iddiaları reddediyor. Yani haber akışlarında propaganda savaşı çoktan başladı.
Yemen sahasını takip ederken medya savaşını da görmek zorundayız. Çünkü önümüzdeki takvimde Mekke Anlaşması'nın taraflarını caydırıcılıktan öteye geçirerek savaşa doğrudan dahil etmek isteyen bir cephe ortaya çıkabilir.
Babülmendep'in stratejik önemi Hürmüz krizi başladığında yeniden gündemimize girmişti. Burası yalnızca Yemen'in ya da Suudi Arabistan'ın güvenlik meselesi değildir. Küresel ticaretin en kritik geçiş hatlarından biridir. Bu hatta yaşanacak kriz Kızıldeniz'i, Süveyş'i ve Avrupa-Asya ticaret yolunu etkileyecektir.
Yemen'deki çatışmanın Babülmendep'e doğru kayması, Suudi Arabistan'ın güvenliğini aşarak küresel enerji ve ticaret akışını ilgilendiren bir meseleye dönüşüyor.
Türkiye ve Pakistan'ın Suudi Arabistan'a vereceği destek, Riyad'ın Yemen savaşında yeni bir saldırı dalgası başlatmasına değil, Suudi toprakları ve enerji hatlarını korumaya hizmet ederse dengeleyici bir rol oynayacaktır. Türkiye'de bu riski gören uzmanlar var ve bunu sıkça dile getirmeye başladılar.

3