Sandıktan sonra Trump'ın rotası

ABD ara seçimleri devam ediyor. Başkan Trump'ın adı oy pusulalarında yok ancak iki yıllık başkanlık dönemine verilecek cevap seçmenin önünde. İran savaşı, hayat pahalılığı, göç politikaları ve Çin'e uygulanan gümrük tarifeleri seçim gündeminin önemli başlıkları arasında. Cumhuriyetçiler, Kongredeki çoğunluklarını korumaya çalışırken Demokratlar Trump yönetiminin ekonomik ve siyasi tercihlerini sorguluyor. Washington'daki seçim takvimini dünyanın farklı başkentleri de yakinen takip ediyor.

Chatham House'un araştırma direktörü Andrew Payne, ABD ara seçimleri öncesi yayınladığı analizde bu seçimlerin alışılmışın dışında bir dış politika sınavına dönüştüğünü belirtiyor. Analizin temel aldığı araştırmada seçmenlerin %37'si enflasyonu ve hayat pahalılığını en önemli seçim meselesi olarak gösterirken yalnızca %2'si İran savaşını ilk sıraya koyuyor. Buna karşılık savaşın yaşam maliyetini artırdığını düşünenlerin oranı %81-86 arasında değişiyor. Yani Amerikan seçmeni dış politikayı yalnızca uzak coğrafyalardaki gelişmeler üzerinden değerlendirmiyor. İran savaşının enerji fiyatlarına, gümrük tarifelerinin tüketim maliyetlerine etkisi gündelik hayatın konusu hâline geliyor. Payne'in dikkat çektiği iki mesele var: Dış politikanın vatandaşın ekonomik hayatına yansıması ve başkanın krizleri yönetme kapasitesine ilişkin seçmen algısı.

ABD seçimlerinde ekonomik şartlar her zaman önemliydi. Ancak bu sefer ekonomik sorunların önemli bir kısmı Trump'ın dış politika tercihleriyle yahut müdahale planlarıyla doğrudan ilişkilendiriliyor. İran savaşını tek başına en önemli seçim meselesi olarak görenlerin oranı oldukça sınırlıyken savaşın hayat pahalılığını artırdığını düşünenler çok daha geniş bir kesimi oluşturuyor. Yani seçmen İran'daki askerî operasyonların ayrıntılarından çok benzin fiyatları, market harcamaları ve aile bütçesiyle ilgileniyor.

Payne, analizinde 2006 ara seçimlerini de hatırlatıyor. Irak Savaşı'nın maliyetleri George W. Bush yönetimini zorlamış, Cumhuriyetçiler, Kongrenin iki kanadında da çoğunluğu kaybetmişti. Ancak Bush seçimden sonra Irak'taki askerî varlığını azaltmak yerine artırdı. Dolayısıyla seçimlerde yaşanan siyasi kayıp, başkanın dış politikada mutlaka geri çekileceği anlamına gelmiyor.

İRAN, RUSYA VE ÇİN DOSYALARI

İran meselesi Washington'un önündeki en kritik sorunlardan biri. Trump yönetimi askerî ve ekonomik baskıyla Tahran'dan sonuç almaya çalışıyor. Ancak savaşın uzaması hem Amerikan ekonomisi hem de Körfez'deki müttefikleri açısından yeni maliyetler çıkarıyor. Seçim öncesinde yeni askerî operasyonların ertelenmesi yönündeki açıklamalar dikkat çekti. Buna karşılık seçim sonrasında İran'a yönelik askerî baskının artırılması ihtimali de Amerikan basınında tartışılıyor.

Başkanlık koltuğuna oturmadan önce Ukrayna savaşını kısa sürede sona erdireceğini söyleyen Trump bu hedefine ulaşamadı. Üstelik Putin'le ilişkilerinde askerî ve diplomatik baskıyla ekonomik tavizler arasında gidip gelen bir politika izledi. Trump, Ukrayna savaşını sona erdirecek bir anlaşma arayışını sürdürürken enerji fiyatlarını düşürmek için Moskova'yla sınırlı ekonomik temaslara yöneldi. Rus enerji kaynaklarına ilişkin yaptırımların gevşetilmesi tartışmaları Avrupa başkentlerinde yakından izleniyor.

Çin dosyasında ise ekonomik ve teknolojik rekabet öne çıkıyor. Washington, gümrük tarifeleri ve teknoloji kısıtlamalarıyla Pekin üzerinde baskı kurmaya çalışırken Amerikan şirketleri de Çin'le kurdukları üretim ve tedarik ilişkilerinin sonuçlarını yaşıyor. Kritik mineraller, yarı iletkenler, yapay zekâ ve Tayvan meselesi iki ülke arasındaki temel anlaşmazlık alanları. Seçim sonrasında yeni ticari anlaşmaların mı yoksa daha sert kısıtlamaların mı gündeme geleceği belirsiz. Ancak ABD-Çin rekabeti Trump'ın kişisel tercihlerinin ötesinde, Amerikan siyasetinin daha geniş bir meselesi hâline gelmiş durumda.