İsrail'de çanlar kimin için çalıyor

İsrail'de sandıklar açıldı ama sonuçlar Netanyahu'nun hayal ettiği tabloyu vermedi. Bibi aylarca ortamı gerdi. Herkesi düşman ilan etti. Pusuladaki hemen her yöne saldırdı. Nihayetinde kıl payı birinci parti çıksa da tek başına hükümet kuracak çoğunluğu yakalayamadı. Üstelik bu seçimin en çarpıcı sürprizi, parlamentoda ağırlığını artıran Arap-Filistinli partiler oldu. Netanyahu'nun yıllardır sürdürdüğü şiddet politikaları, ona bu kez rahat bir iktidar kapısı açmaya yetmedi. Şimdi Tel Aviv koridorlarında zorlu bir siyasi pazarlık dönemi başlıyor.

Yıllardır İsrail siyasetinde yok sayılan Arap-Filistinli partiler, bir anda hükümet kurma denkleminin kilit aktörleri haline geldi. Fakat meclisteki bu sayısal güç, karar mekanizmalarında hemen yer bulacakları anlamına gelmiyor. Çünkü Netanyahu'nun sağ ittifakı bu partilerle el sıkışmaya yanaşmıyor; muhalefetin önemli bir kısmı da Arap partilerinin desteğiyle koltuğa oturmaya sıcak bakmıyor. Kısacası, sandıktan çıkan halk iradesi ile siyasi partilerin kurmaya razı olduğu ittifaklar arasında ciddi bir uçurum var.

Netanyahu açısından seçim sonuçlarının başka bir anlamı daha var. İran'a yönelik operasyonlar, Gazze savaşı ve bölgedeki askerî gelişmeler uzun süredir İsrail siyasetinin merkezinde. Ancak askerî başarı söyleminin seçimlerde güçlü bir hükümet çoğunluğu oluşturması mümkün olmadı. Muhalefet Netanyahu'nun yönetim anlayışını ve savaşın toplam faturasını eleştiriyor. Buna karşılık Filistin meselesinde ve İran'a yönelik güvenlik politikalarında köklü bir değişim vaat eden geniş bir siyasi uzlaşma da görünmüyor. Bu sebeple Netanyahu'nun hükümet kuramaması, İsrail'in bölge politikalarının kendiliğinden değişeceği anlamına gelmiyor.

İsrail'de hükümet hesapları yapılırken Yemen-Suudi Arabistan hattında savaş sertleşiyor. Ensarullah'ın Suudi enerji tesislerine yönelik saldırı açıklamaları, Aden Havaalanı'nın hedef alınması ve Yemen içindeki çatışmalar bölgenin gündeminde. Riyad bir taraftan enerji altyapısını korumaya çalışırken diğer taraftan Yemen'deki askerî operasyonlarını sürdürüyor. Üstelik Washington'da da 3 Kasım ara seçimleri yaklaşıyor. Trump liderliğinin İran politikasında alacağı kararlar, İsrail'de kurulacak hükümetin önündeki bölgesel şartları etkileyebilir.

Ortaya çıkan tablo, Orta Doğu'daki askerî gerilim ile siyasi belirsizliğin aynı dönemde büyüdüğünü gösteriyor. İsrail'de Netanyahu hükümet çoğunluğunu ararken Arap-Filistinli milletvekillerinin desteği yeni hesapları gündeme getiriyor. Suudi Arabistan Yemen'deki savaşı yönetmeye, Washington ise Hürmüz'de yaşanan başarısızlığa rağmen İran dosyasında sonuç almaya çalışıyor. İran'da ekonomik sorunlar olsa da dayanma eşiği hala yüksek. İsrail'de sandığın ortaya çıkardığı yeni siyasi denge, önümüzdeki dönemde bölgenin diplomatik ilişkilerini de etkileyecek. Netanyahu'nun sistem dışına çıkması halinde Ankara-Tel Aviv ilişkilerinin normalleşme olasılığı yüksek hale gelecektir.