İç cepheyi sarsan çıkar gruplarının ideolojisi olmaz

Ankara, Ukrayna, Suriye ve Gazze süreçlerini dikkatle takip ederken İran-İsrail-ABD savaşı başladı. Bugünlerde ise Yemen krizi genişleme potansiyeliyle birlikte bölgeye eklendi. Bu gelişmeler Türkiye'yi içerde daha dayanıklı dışarıda daha güçlü pozisyon almaya zorluyor. Bölgede yaşanacak olası gelişmelere hazırlıklı olan ülkelerin hasarsız çıkacağı ve üstelik kazançlı olacağı bir eşikteyiz.

Ankara'da bir süredir iç cephe vurgusu Erdoğan-Bahçeli ittifakı tarafından öne çıkarılıyordu. Toplumsal fay hatları ve milli birlik vurgusu öne çıkarılıyordu. Ancak küresel finans sisteminin önemli paydaşlarından biri olan Türkiye'deki mali hareketlilikler sadece bizim değil dünyanın da dikkatini çekmekteydi.

Son iki yıldır Türkiye'de gerçekleşen operasyonlar tesadüfi görünmüyor. Özellikle mali konularda başlayan operasyonlar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Jandarma teşkilatı merkezliydi. O dönemde Başsavcı Akın Gürlek'in özel yetkili olarak ülke genelinde başlattığı operasyonlar birçok holding ve şirketin, belediye yöneticilerinin, siyasi uzantılarının açığa çıkmasına neden oldu.

Küresel ekonomik göstergeler ve Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu riskler finansal istikrarı zorunlu kılıyordu. Bir süredir ülkemizde kripto para satıcıları, sanal kumar ve bahis şirketleri takipteydi ancak geçtiğimiz hafta patlayan fon skandalı ise bardağı taşıran son damla oldu. Kamuoyu kısa sürede yüksek marjlı bu kazancın faturasını ödeyen küçük yatırımcının hakkını sorgularken elbette siyaset kurumu da bu konuda açıklama yapmak zorunda kaldı.

Nitekim masumiyet karinesini dikkate almakla birlikte Fatma Betül Sayan Kaya'nın istifası kamuoyunda şu duyguyu tetikledi. -Kim olursa olsun üstüne gidilsin...

Cumhurbaşkanı Erdoğan uzun zamandır bölgede yaşanan riskleri en iyi bilen isim. Önüne gelen raporlarda bölgenin karşı karşıya kaldığı tablo açıkça belirtiliyor. Böyle sıkıntılı bir dönemde iç cephede yaşanacak kırılganlığa en çok onun tepki vereceğini biliyoruz.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla Erdoğan'ın tavrı, soruşturmanın ucu kime dokunursa dokunsun sürdürülmesi yönünde. Tam da bu noktada mesele hukuki olduğu kadar siyasidir.

Çıkar gruplarının ideolojisi yoktur. Farklı kesimlerin bir araya gelerek makamlarını, statülerini kullandıklarını, ortaklık inşa ettiklerini, haber ve bilgi paylaşımı yaptıklarını geçmişteki soruşturmaların detaylarından biliyoruz.