Dünyayı ne bekliyor

ABD ara seçimleri Washington'da siyasi dengeleri değiştirdi. Demokratlar hem Temsilciler Meclisinde hem de Senatoda çoğunluğu kazandı. Üstelik Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bazı eyaletlerde de dikkat çekici sonuçlar ortaya çıktı. Trump'ın 2024 seçimlerinde kazandığı siyasi destek, iki yıl sonra aynı ölçüde karşılık bulmadı. Şimdi dünyanın farklı başkentlerinde aynı soru var: Trump bundan sonra ne yapacak

Seçim sonuçlarını yalnızca İran savaşıyla açıklamak mümkün değil. Hayat pahalılığı, gümrük tarifeleri, göç politikaları ve Trump yönetiminin uygulamalarına yönelik tepkiler bir araya geldi. Ancak İran savaşının Amerikan seçmeninde yarattığı rahatsızlık dikkat çekici. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz enerji fiyatlarını yükseltirken savaşın ekonomik maliyetleri gündelik hayatta hissedilmiş. Başkan Yardımcısı JD Vance de seçim yenilgisinde savaşın etkili olduğunu kabul etti. Zaten savaşın başladığı günlerde müdahale adımlarına mesafeli durduğunu biliyoruz... Trump ise ısrarla askeri müdahaleyi savunmuştu. Nitekim ABD donanmasının Hürmüz'de başarısız olduğunu hep birlikte gördük.

Seçim öncesi Washington'un nasıl hareket edeceğini kestirmenin güç olduğunu belirtmiştik. Sandık sonuçları ortaya çıktı ancak belirsizlik ortadan kalkmadı. Trump'ın askerî ve ekonomik kapasitesi devam ediyor. Buna karşılık Kongredeki yeni çoğunluk bütçe, yaptırımlar, atamalar ve denetim mekanizmaları üzerinden hareket alanını daraltacak görünüyor. Trump dış politikadaki gücünü kaybetmedi fakat bu manivelayı kullanması içerideki siyasi maliyeti arttırdı.

Öyleyse esas meselede ne olacak. Washington'da Çin'in yükselişi farklı yaklaşımlar olmasına rağmen 20 senedir dikkatle takip ediliyor. Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında yöntem farklılıkları olsa da Çin'in ekonomik, teknolojik ve askerî gücünü sınırlama arayışı devam ediyor. Trump'ın politikalarını da bu çerçeveden bağımsız değerlendirmek mümkün değil. İran'ın ve hatta Körfez bölgesinin Çin'le enerji ilişkileri, Rusya'nın Pekin'le geliştirdiği ortaklıklar ve küresel ticaret yolları Washington'un hesaplarında önemli yer tutuyor.

Trump'ın İran ve Rusya politikalarının Çin'i çevreleme arayışıyla bağlantılı olduğunu biliyoruz. Ancak bu stratejinin sonuçları beklenenden farklı da gelişebilir. İran üzerindeki baskı Çin'in enerji hesaplarını etkilerken Hürmüz'deki kriz Amerikan ekonomisine de zarar veriyor. Rusya'yı Çin'den uzaklaştırma ihtimali ise Moskova'nın Pekin'e artan ekonomik bağımlılığı nedeniyle sınırlı görünüyor. Yani Washington'un rakipleri arasındaki ilişkileri zayıflatmak için attığı adımlar, bu ülkeleri birbirine daha fazla yaklaştırdı dersek yanılmayız.

Üstelik Trump yalnızca rakipleriyle sorun yaşamıyor. Avrupa'yla ticaret, NATO ve Ukrayna savaşı üzerinden yaşanan anlaşmazlıklar geleneksel müttefiklik ilişkilerini yıpratmıştı. Başkanlık koltuğuna oturmadan önce Ukrayna savaşını kısa sürede bitireceğini söyleyen Trump bu hedefine ulaşamadı. Putin'le yürütülen pazarlıklar henüz kalıcı bir çözüm üretmedi. Avrupa başkentleri ise Washington'un güvenlik politikalarındaki belirsizlikler karşısında kendi savunma kapasitelerini artırmaya çalışıyor. Aslında Trump'a en çok diş bileyen Avrupalılardı.

İsrail'deki belirsizlik de dikkat çekici. Netanyahu seçimlerden birinci parti olarak çıkmasına rağmen hükümet kuracak çoğunluğu sağlayamadı. Arap-Filistinli partilerin artan sandalye sayısı İsrail'deki siyasi pazarlıkları değiştirdi. Aynı dönemde Amerikan seçmeninin İran savaşına ve İsrail'e verilen desteğe yönelik tepkileri de gündeme geldi. Trump artık İsrail politikasının Amerikan iç siyasetindeki karşılığını da hesaba katmak zorunda. Ancak iki ülkedeki seçim sonuçlarının Washington-Tel Aviv ilişkilerini kendiliğinden değiştireceğini söylemek mümkün değil.