Alman Modeli sarsıntı geçiriyor

Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde sandıktan çıkan sonuç Avrupa'da manşetlere taşındı. Soğuk Savaş dönemindeki Doğu Almanya şehirlerinin siyasi eğilimler hiç de şaşırtıcı değil. AfD yüzde 44'ün üzerinde oy alırken CDU (Hristiyan Demokratlar) yüzde 18'lere geriledi. Beş yıl önce aynı eyalette yüzde 37'nin üzerinde oy alan CDU'nun neredeyse yarı yarıya oy kaybı sadece aşırı sağın yükselişi olarak okunmamalı. Çünkü burada aynı zamanda Alman merkez siyasetinin yaşadığı oy kaybı başka mesajlar da içeriyor.

Avrupa'da AfD gibi siyasi hareketler yükseliyorken belli sebepler sıralanmakta. AfD, Saksonya-Anhalt seçimlerinde göçten eğitime, kültürden medyaya, aile politikasından Rusya ile ilişkilere kadar oldukça kapsamlı bir programla seçmenin karşısına çıktı.

Avrupa'da son yıllarda iyice görünür hale gelen "remigration" yani ülkene geri dön söylemi partinin programına yansımış durumda. Sığınmacılara çalışma yükümlülüğü, mülteci çocuklar için ayrı sınıflar, okullarda Alman kimliğinin daha görünür hale getirilmesi gibi vaatler bunlardan birkaçı. Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılması ve Nort Stream 2 boru hattı üzerinden yeniden Rus gazına dönülmesi de programın önemli başlıkları arasında.

Şimdi AfD ülkeyi başka bir yönde yeniden şekillendireceğini söylüyor. Bu yüzden Saksonya-Anhalt sonucunu anlamak için önce Almanya'nın içinde bulunduğu daha büyük dönüşüme bakmak gerekiyor.

Alman ekonomik modeli uzun yıllar birkaç önemli avantaj üzerine kuruluydu. Rusya'dan gelen nispeten ucuz enerji Alman sanayisini besliyordu. Çin, otomobilden makine sanayisine kadar Alman şirketleri için devasa bir pazardı. ABD güvenlik şemsiyesi Avrupa'nın savunma maliyetlerini sınırlıyordu. Avrupa Birliği ise Alman üretiminin doğal pazarıydı.

Uzun yıllarca devam eden bu denklem giderek bozuldu. Rusya-Ukrayna savaşı daha başlamadan Almanya ile Rusya arasındaki enerji boru hattının vanası kilitlendi. Çin Alman otomobillerini satın alan bir pazar olmaktan çıkarak, elektrikli otomobil, batarya ve ileri teknoloji alanlarında Alman sanayisinin en güçlü rakiplerinden biri haline geldi. Ukrayna savaşı ise Almanya'ya yeni bir harcama kalemi çıkardı.

ABD, Trump'ın ilk başkanlığından beri NATO maliyetlerine katkı payını artırmak istedi. Katkı payı üye ülkelerin bütçelerine göre belirlendiği için Almanya 125 milyon Euro ile ABD'nin hemen arkasında yer aldı. Önümüzdeki yıllarda bu katkının iki katına çıkacağını biliyoruz.

Ukrayna savaşı Rusya'yı zor duruma soktu başlangıçta ancak savaş uzayınca enerji fiyatları, hayat pahalılığı ve göçmen akını toplumsal huzuru bozdu. "Ukrayna'ya daha fazla para ve silah göndermeyelim, Savaşa Son" pankartlarının arkasında geniş tabanlı bir toplumsal destek söz konusu.