Bazı kadınlarla tartışırken yalnızca bugünkü meseleyi konuştuğunuzu sanırsınız. Oysa bugünkü mesele, geçmiş dosyalara ulaşmak için kullanılan arama çubuğudur. Siz "Çöpü çıkarmayı unuttum" dersiniz, karşı taraf "Zaten 2018'de de annemin yanında beni yalnız bırakmıştın" diye cevap verir.
Çöp poşetini almaya giderken kendinizi sekiz yıllık bir soruşturmanın içinde bulursunuz. Erkeğin aklındaki soru genellikle şudur: "Bunun şimdi konuyla ne ilgisi var" Kadının cevabı hazırdır:
"Çünkü sen hep böylesin!" Böylece tek bir olay, seri hâlinde işlenmiş ihmaller kapsamına alınır. Artık çöpü çıkarmamakla değil, çöpü çıkarmayan bir insan olmakla yargılanırsınız. Üstelik deliller şaşırtıcı derecede ayrıntılıdır.
"O gün üzerinde mavi gömlek vardı. Ben mutfaktaydım. Sen de 'Abartma' demiştin." Erkek o gömleğe sahip olduğunu bile hatırlamaz. Bir an eşine bakıp düşünür: "Bizim evde kamera mı var, ben mi bilmiyorum" "Ben öyle bir şey demedim" cümlesi ise savunma değildir; ek suçlamaya davetiyedir. "Dediklerini bile hatırlamıyorsun!" Hatırlasanız suçlusunuz, hatırlamasanız ilgisizsiniz. "Tamam, demiş olabilirim" derseniz bu kez tutanağa geçer: Sanık sonunda itiraf etti.
Erkek açısından konu, o gün tartışma bitince kapanmıştır. Kadın açısından ise tartışma bitmiş, mesele çözülmemiştir. Erkek dosyayı silmiştir; kadın "Sonra konuşacağız" klasörüne taşımıştır. O "sonra" bazen akşam gelir, bazen üç yıl sonra bir kahvaltıda.
Elbette bu arşiv işi yalnızca kadınlara özgü değildir. Bazı erkekler de "Sen benim anneme geçen bayram ne dedin" diye geçmişten canlı bağlantı açabilir. Ama ilişkide bir taraf "Geçti artık" derken diğer taraf "Geçti ama içimden çıkmadı" diyorsa, eski meselelerin yeniden yayına girmesi kaçınılmazdır.

4