Kredi kartı aslında şeytanın kurumsallaşmış hâli. Artık boynuzla gelmiyor; takım elbise giyiyor, banka logosu taşıyor. İlk tanışma çok masumdur. "Hoş geldin" der. "İlk yıl aidat yok." Şeytan bile bu kadar yumuşak başlamaz. Sonra yavaş yavaş hayatına karışır. Marketteyken arkandan seslenir: - "O ucuz olanı alma... sen buna layıksın." Pahalı ürünü alırsın. Kart memnundur. Sen de 3 saniye. Asıl gücü 'sonra ödersin' cümlesindedir.
Bu cümle insanlığın başına gelmiş en büyük felakettir. Çünkü "sonra" diye bir zaman yoktur. "Sonra", bankanın takviminde ay sonudur. Taksit, şeytanın sabır oyunudur. Peşin alırsan bir kere üzülürsün. Taksitle alırsan her ay hatırlatır: - "Beni unutmadın değil mi" Gece alışverişleri ise ayrı bir ayindir. Saat 02.13. Akıl kapalı. Mantık uyuyor. Kart uyanık. Bir bakmışsın "aslında hiç ihtiyacın olmayan ama indirimde olduğu için ruhen sana iyi geleceğine inandığın" bir şey almışsın. Ay sonu geldiğinde kart seni yalnız bırakır.

8