Kepek öyle bir şeydir ki, insanın haberi olmadan omzunda basın açıklaması yapar. Sen aynaya bakıp "Bugün iyi olmuşum" dersin, kepek "Ben de geldim" der.
İşte kepekle yaşayanların çok iyi anlayacağı durumlar...
Siyah tişört giymek cesaret değil, kumardır.
Omzuna biri dokunduğunda ilk düşündüğün şey "Kepek fark etti mi" olur.
Berbere gitmeden önce saçını iki kez yıkayıp psikolojik hazırlık yaparsın.
Berberin "Saçın biraz kurumuş" demesi aslında kibarca "Kar yağıyor" demektir.
Birisi omzundaki kepeği silmeye çalışınca utanıp teşekkür arasında kalırsın.
Koyu renk ceketler gardırobun düşmanıdır.
Sürekli farklı şampuan denersin. Banyoda küçük çaplı dermatoloji laboratuvarı oluşur.
Reklamlarda kepeksiz saçlarını savuran insanlara hafif kırgın bakarsın.
Kaşıyayım mı kaşımayayım mı ikilemini günde en az elli kez yaşarsın.
Saçını karıştıran arkadaşın senden önce kepekle tanışır.
Rüzgar saçını dağıttığında sen romantik değil, tedirgin hissedersin.
"Omzunda bir şey var" cümlesi kalp ritmini yükseltir.
Siyah araba koltuğunda iz bırakmamak için dikkatli hareket edersin.
Aynada temiz görünen saç, güneş ışığında bambaşka bir hikâye anlatabilir.
Kepek şampuanı bitince markete ekmek almaya değil, acil ihtiyaç gidermeye gidiyormuş gibi hissedersin.
Sonuç olarak kepek, dünyanın en büyük sorunlarından biri olmayabilir ama en beklenmedik anda ortaya çıkmayı çok iyi bilir. Tam her şey yolunda gidiyor dersin, omzunda küçük beyaz bir topluluk toplantıya başlamıştır. Bu yüzden kepekli insanların en büyük hayali, siyah tişört giyip gün boyunca omzuna tek bir kez bile bakmamaktır.
Bu, onlar için adeta kişisel özgürlük ilanıdır.

16