Restoranlar yalnızca yemek yenilen yerler değildir. Aynı zamanda insan davranışlarının canlı müzesi, sosyal deney laboratuvarı ve sabır test merkezidir. Bir restorana oturduğunuzda aslında sadece menü değil, insanlığın küçük bir özetini de incelersiniz. İşte restoranda sık karşılaşılan bazı insan tipleri:
Menüye roman okur gibi bakanlar: Bu kişiler menüyü incelemez, araştırır. Menü onların gözünde Tolstoy romanıdır. Garson üç kez gelip "Hazır mısınız" diye sorar, her seferinde aynı cevap gelir: "Bir bakıyoruz." Sanki mutfakta kuantum fiziğiyle yemek hazırlanıyor da yanlış sipariş verirlerse evren çökecek.
"Ben evde daha iyisini yapıyorum" diyenler: Bu insanlar restorana yemek yemeye değil, yemekle tartışmaya gelir. İlk lokmadan sonra yorum hazırdır: "Ben bunun daha iyisini evde yapıyorum." O zaman neden buradasın kardeşim Git evde yap, bize de gönder. Millet restoran işletmek için yıllarca uğraşıyor, adam iki yumurta kırmış kendini gastronomi profesörü sanıyor.
Fotoğraf çekmeden yemek yemeyenler: Yemek gelince ilk refleks: Telefon... Tabak 10 dakika boyunca fotoğraf çekimine maruz kalır. Yemek soğur, hayat geçer, garson yaşlanır. "Bir dakika dokunmayın, story çekiyorum." Artık insanlar yemek yemiyor, yemek içerik üretiyor.
Sonsuz kararsızlar: "Ben pizza mı yesem... yoksa makarna mı... yoksa salata mı..." Grup sipariş verir, mutfak çalışmaya başlar. Bu kişi hâlâ hayatının en büyük kararını veriyormuş gibi düşünmektedir. Sonuç "Ben de sizin dediğinizden alayım." O zaman baştan beri neden bizi beklettin
Hesap gelince kaybolanlar: Yemek boyunca sohbetin merkezinde olan kişi hesap gelince bir anda görünmez olur. Birden: Q Tuvalete gider. Q Telefonla konuşur. Q "Ben nakit getirmemişim ya" der. Q Ya da klasik cümle: "Ben size sonra atarım." Q Sonra atılan tek şey... WhatsApp'ta görüldü.

3