Ramazan Bayramı: Üç günlük kucaklaşma...

Ramazan Bayramı, toplumda herkesin birbiriyle kucaklaştığı kutsal zamanlardır. Bir ay boyunca sabır, ibadet ve açlıkla olgunlaşan insan, bayram sabahı birdenbire "şeker dağıtan barış elçisi"ne dönüşür. Bayramın en önemli özelliği şudur: İnsanlar normalde görmeye tahammül edemediği akrabaları bile bayramda sevgiyle kucaklar. Çünkü bayramda kimse "Gelmeseydin daha iyiydi" diyemez. Gelen gelmiştir, sarılınacaktır.
BAYRAM SABAHININ DRAMI
Bayram sabahı iki farklı insan tipi vardır: Sabah 06.30'da kalkıp hayatı düzene sokanlar. Saat 11'de pijamayla kapıyı açıp "Aa siz mi geldiniz" diyenler. İlk grup genelde anne grubudur. Ev sabahın köründe temizlenir, kolonya şişeleri stratejik noktalara yerleştirilir, şekerlikler askeri disiplinle dizilir. İkinci grup ise hayatın anlamını henüz çözmemiş gençlerdir. Kapı çaldığında yüzlerinde şu ifade vardır: "Bayram mı bugün ya"
BAYRAMDA AKRABA EKONOMİSİ
Bayramın gizli bir ekonomik sistemi vardır: Harçlık piyasası. Çocuklar bayramın ilk sabahı küçük yatırımcı gibi evden çıkar. Amaç nettir: mümkün olduğunca fazla kapı çalmak ve maksimum harçlık toplamak. Deneyimli çocuklar bazı stratejiler geliştirir: Aynı akrabaya farklı kıyafetle ikinci kez gitmek. Büyüklerin yanında daha terbiyeli görünmek. Şeker yerine direkt para talep eden göz teması kurmak. Ama sistemin patronları da boş değildir. Bazı amcalar klasik savunma mekanizmasını uygular: "Benim zamanımda bayramda para yoktu, biz mendil alırdık." Tabii bu cümle genellikle parayı vermemek için söylenir.
BAYRAM ZİYARETLERİNİN GİZLİ PSİKOLOJİSİ
Bayram ziyaretlerinde herkes aynı soruları sorar. Bu soruların amacı cevap almak değildir. Gelenek gereği sorulur. "Ne iş yapıyorsun şimdi" "Evlenmedin mi hâlâ" "Çok zayıflamışsın / Çok kilo almışsın." Bu sorular aslında bir çeşit akraba radar sistemidir. İnsanlar birbirinin hayatını güncellemek ister.
ŞEKER KRİZİ
Bayramın en kritik anı şeker seçme anıdır. Masada 12 çeşit şeker vardır ama herkes aynı iki taneyi alır. Diğerleri dekoratif amaçlıdır.
Bir de herkesin korktuğu o şeker vardır:
Sert karamelli diş kırıcı şeker.
Bu şekerin tek amacı vardır:
İnsanı bayramın ortasında dişçiye göndermek.
KOLONYA RİTÜELİ
Bayramın vazgeçilmez ritüellerinden biri de kolonya dökme törenidir.
Bazı evlerde kolonya öyle bol dökülür ki insan ziyaret bitince kendini limon bahçesi gibi hisseder. Elleriniz üç gün boyunca dezenfektan reklamı gibi kokar.
BAYRAM TATLISI REKABETİ
Her evde şu diyalog yaşanır:
"Tatlıdan al." "Yok sağ ol." "Bir tane al." "Gerçekten istemiyorum." "İki tane koydum bile." Bayramda tatlı reddetmek anayasal olarak mümkün değildir.
BAYRAMIN EN GERÇEK ANI
Bayramın bütün bu komik ritüellerinin içinde aslında çok güzel bir şey vardır: İnsanlar birbirini hatırlar. Kapılar çalınır, büyükler ziyaret edilir, kırgınlıklar biraz yumuşar.
Yani Ramazan Bayramı aslında üç gün süren büyük bir toplumsal güncellemedir.
Herkes birbirine şeker verir, sarılır, hal hatır sorar.
Ve üçüncü günün sonunda herkes aynı şeyi düşünür:
"Bayram güzeldi ama... biraz da dinlensek."
ESKİ BAYRAM ÇOCUKLARI
Yeni kıyafetler hemen giyilir, kirlenmesin diye çocuk neredeyse parmak ucunda yürürdü. Asıl hedef ise belliydi: harçlık operasyonu.