BAZI kadınlar âşık oldukları erkeği öyle bir yüceltir ki adamın bundan haberi olsa kendisi de şaşırır. Kadının zihninde karizmatik, derin, gizemli bir adam vardır. Adamın zihninde ise "Dolapta yoğurt var mı" sorusu. Başlangıçta her davranışın bir anlamı vardır. Az konuşuyorsa derindir. Mesaja geç dönüyorsa yoğundur. Hiçbir şey anlatmıyorsa geçmişinde büyük yaralar taşıyordur. Sonra anlaşılır ki adam az konuşuyordur çünkü anlatacak bir şeyi yoktur. Mesaja geç dönüyordur çünkü video izlerken uyuyakalmıştır. Geçmişindeki en büyük yara da halı sahada çektiği arka adaledir.
Kadın arkadaşlarına "Onun farklı bir dünyası var" der. Vardır gerçekten: Aynı üç arkadaş, aynı dört espri, aynı eşofman. Fakat bir gün o büyülü görüntü çatlar. Büyük bir ihanet gerekmez. Adamın marketten aldığı poşeti açıp "İki tane alana üçüncüsü bedavaymış" diye dokuz paket sünger çıkarması yeter. Kadın, karşısında hayatının anlamını ararken adam fişi inceler: "Bunlar bedava olanı da geçmiş olabilir." İşte o an kadının kafasında kurduğu sarayın asansörü bozulur. "Ben bu adamda ne buldum" sorusu başlar.
Adam da aynı sırada koltuğun minderlerini kaldırır: "Kumandayı gördün mü" Asıl hayal kırıklığı, erkeğin sıradan çıkması değildir. Kadının kendi yazdığı muhteşem karakteri, bu adamın oynayamamasıdır. Senaryoda tutkulu bir aşk vardır; başrol, akşam yemeğinden sonra bulaşık makinesinin kısa programını sorar. Üstelik kadın ilk zamanlar kusurları bile romantikleştirir. Dağınıklığı özgür ruhtur. İnatçılığı güçlü karakterdir. Plansızlığı spontane yaşamdır. Altı ay sonra aynı özellikler için "Bir çorabını sepete atmak bu kadar mı zor" denir. Özgür ruhun çamaşırları artık kırk derecede yıkanmaktadır. Sonunda adam o yüksek kaideden indirilir. Karşısında yine aynı adam vardır ama ışık değişmiştir. Eskiden "Bakışları çok şey anlatıyor" dediği gözlerin, aslında gözlüğünü evde unuttuğu için kısıldığını fark eder.
Adam ise şaşkındır: "Sen eskiden bana böyle davranmıyordun."
Kadın haklı olarak cevap verir: "Ben eskiden seni başka biri sanıyordum."

10