Yazar, nikâh şahitliğinin insanları geçici olarak kendilerini çok önemli hissettiği bir rol oynatmaya itmesini, ancak bunun aslında hiçbir gerçek sorumluluğu içermediğini göz koyuyor. İddiasını, şahitlerin masaya oturduğu an tutum değiştirmesi ve sonrasında herkese evlilik tavsiyeleri vermeye başlamasıyla destekliyor. Ancak bu davranış, insanın toplumsal roller içinde anlam arayışının doğal bir parçası mı, yoksa yazarın iddia ettiği gibi samimiyetsizlik mi?
Hayatta bazı roller vardır... İnsana olduğundan fazla ciddiyet yükler.
Nikâh şahidi olmak da bunlardan biri.
Normalde WhatsApp grubunda "Kanka geliyo musun" yazan adam, nikâh masasına oturduğu an bir anda "Hukukun yaşayan temsilcisi" oluyor.
Soruyorlar:
"Şahit misiniz" İçinden:
"Aslında çok derin bir soruya temas ettiniz..." Nikâh şahidi dediğin kişi, nikâhtan 5 dakika öncesine kadar damatla halı saha planı yapıyordur.
Ama masaya oturunca bakışlar değişir.
Omuzlar dik. Çene hafif yukarıda.
Sanki birazdan evlilik değil, anayasa değişikliği onaylanacak.
En kritik an: İmza atma sahnesi.
Kalemi bir tutuş var... Sanırsın bu imzayla ülkenin kaderi değişecek.
Yavaşça atar.
Harfleri özenli.
Hatta bazısı imza atarken durup düşünür:
"Ben gerçekten hazır mıyım bu sorumluluğa" Kardeşim... Sen sadece şahitlik ediyorsun, evlenmiyorsun.
Bir de nikâh sonrası tribe girenler var.
"Olum büyük sorumluluk ya..." "Artık onların evliliğinde benim de payım var..." Yok.
Sen sadece sandalyede oturdun ve imza attın.
En fazla çayın soğudu.
Ama en tehlikelisi şu:
Nikâh şahidi olan insan, bir süre sonra herkese akıl vermeye başlar.
"Evlilik ciddi iş kardeşim..." "İletişim çok önemli..." Daha geçen hafta tost yerken ayrıldığı sevgilisine "Sen zaten beni anlamıyorsun" diye trip atan adam bu.
Sonuç:
Nikâh şahidi olmak, insanın hayatında ilk kez hiçbir şey yapmadan kendini çok önemli hissettiği anlardan biridir.
Ve en güzel tarafı şu:
Hiçbir sorumluluğu yok... Ama anlatırken var gibi anlatılıyor.
Gerçek ustalık da burada zaten.
BUNU BİLİYOR MUYDUN

3