Kendinle kavga etmek

Kendi kendine trip atmak: "Sen bana bunu yapmayacaktın!" (Ama o da sensin.)

Sessiz kalma cezası: İç sesinle konuşmuyorsun, ama aynı kafadasınız.

Kendi mesajını görmezden gelmek: "Ben yazmadım sanki..." diye üç nokta bırakmak.

Küs yatağa yatmak: Sağ tarafın sol tarafına dargın... Battaniye ikiye bölünmüş.

Kendi özrünü kabul etmemek: "Özür dilerim." – "Hayır, kabul etmiyorum!"

İnatlaşmak: "Şunu yapacağım." "Asla yapmayacaksın." (Kaybeden: Yine sen.)

Kendi lafını çürütmek: Bir şey söylüyorsun, 5 saniye sonra "Ne saçmalıyorum ya" diyorsun.

Kendi ses tonunu beğenmemek: İçinden bağırıyorsun, sonra "Çok tiz çıktı bu ya" diye sinirleniyorsun.

Aynada bakış savaşı: "Sen bana ters mi baktın" – "Yo, ben de sendim."

Kendi kendini stalklamak: Geçmiş kararlarını inceleyip "Bu muyum ben" diye söylenmek.

Kendi dedikodunu yapmak: "Ya ben de var ya..." diye başlayıp kendini çekiştirmek.

Telefonu elinden almak istemek: Mantıklı sen, dışarıdaki senin elinden telefonu çekmeye çalışıyor.

Trip sonrası barış kahvesi: Kendi kendine kahve yapıp "Tamam uzatma, barıştık" demek.

Kendi sırrını ortaya dökmek: "Kimseye söylemeyeceğim" deyip yine kendine anlatmak.

Kendi kavganda haksız çıkmak: En acısı bu; haklı da sensin haksız da...

Kendi statünü düşürmek: "Ben liderim." – "Hayır, değilsin." – "Peki"

Çekişmeli iç monolog: Aynı anda hem bağırıp hem susturulmak.

Kendi hatalarını yüzüne vurmak: "Geçen yaz şunu yapmıştın!" – "Ama sen yaptın onu!"

Kendiyle barışma hediyesi almak: "Hadi küslüğü bitirelim, kendime çikolata aldım."

Kendi kendini engellemek: Sosyal medyada hesaptan çıkmak, sonra geri girmek.