Homo Refrigeratus

Lütfi Albayrak
19.12.2025
7

Saat gece 01.17.
Ev halkı uykudadır.
Sokak lambasının loş ışığı mutfağın fayanslarına vurur.
Ve işte... Homo Refrigeratus yeniden ortaya çıkar.
Bu birey, aç olup olmadığını kesin olarak bilmemektedir.
Ancak içgüdüleri onu buzdolabına çağırır.
Bu çağrı, binlerce yıllık evrimsel bir sestir:
"Belki bir şey vardır." Yavaşça yaklaşır.
Kapak açılır.
Soğuk hava yüzüne çarpar.
Göz bebekleri büyür.
İnsan, rafları taramaya başlar.
Üst raf: Kahvaltılık ama artık kahvaltı sayılmayacak kadar geç.
Orta raf: Kaderine terk edilmiş bir tencere. Ne olduğu bilinmiyor.
Alt raf: Sebzeler... ama artık sebze olmaktan çok bir anıdır.
İnsan eğilir. Kafasını biraz yana yatırır.
Bakış açısı değişirse sonuç da değişecekmiş gibi umut eder.
Bu sırada zaman yavaşlar.
Buzdolabının motoru çalışır.
İnsan düşünür:
"Bunu yesem mi Yok... Ama başka bir açıdan bakınca belki olur..." Bilim insanları bu anı "Raf Yeniden Değerlendirme Evresi" olarak tanımlar.
Birey, hiçbir şey almadan kapağı kapatır.
İki dakika sonra tekrar açar.
Çünkü ilk bakışta kaçırmış olabileceği ihtimali hâlâ vardır.
Aynı süt.
Aynı peynir.
Aynı hayal kırıklığı.
Ancak bu sefer daha derin bakar.
En arkaya... Sanki birinin gizlice sürpriz koymuş olabileceğini düşünür.
Ama hayır. Evde tek başınadır.
Kapak kapanır.
İnsan, mutfaktan uzaklaşır.
Ama belgesel burada bitmez.
Yaklaşık on dakika sonra... Aynı birey, bu kez daha kararlı bir adımla geri döner.
Bu sefer aç değildir.
Sadece kontrol etmektedir.
Uzmanlar bu davranışı şöyle açıklar:
"Buzdolabı, modern insanın düşünme alanıdır." Ve Homo Refrigeratus, hiçbir şey yemeden ama biraz daha bilge olarak mutfağı terk eder.
Ta ki... Bir sonraki boş boş açışa kadar.