Hesap masaya gelene kadar sohbetin en aktif insanıdır. Garsona şaka yapar, yeni meze ister, "Tatlı söyleyelim mi" diye grubu gaza getirir.
Fakat garson elinde hesapla ufukta göründüğü anda telefonuna çok önemli bir bildirim gelmiş gibi ekrana gömülür. Sanki biraz önce arkadaşlarıyla yemek yemiyordu da Birleşmiş Milletler'den acil mesaj bekliyordu.
Hesap masaya bırakılır.
Herkes birbirine bakar. O hâlâ telefondadır. Parmakları ekranda anlamsızca gezinir.
Instagram açılır, kapanır, hava durumuna bakılır, üç yıl önce çekilmiş fotoğraflar incelenir. Yeter ki gözleri hesapla temas etmesin.
Çünkü bilir: Hesapla göz göze gelirsen ödeme sürecine dâhil olursun.
Birisi "Ne kadar geldi" diye sorar. Telefoncu arkadaş başını kaldırmadan "Ha" der. Dünyaya yeni dönmüş astronot gibidir.
"Hesap geldi" denince şaşırır: "Aa, geldi mi" Evet kardeşim. Garson masaya tapu bırakmadı.
Sonra klasik cümle gelir: "Ben size atarım." Bu cümle Türk arkadaşlık sisteminin en büyük vadeli işlemidir. Ne zaman atacağı belli değildir. Akşam mı, yarın mı, 2029 mali yılı içerisinde mi Bilinmez.
Daha profesyonel olanları ise hesap bölüşülürken tuvalete gider. Yemek boyunca mesanesi İsviçre bankası kadar sağlamdır ama POS cihazı masaya yaklaşınca biyolojik sistem çöker.
Garip olan şu: Bu arkadaş hesabı ödeme konusunda görünmezdir ama sipariş verirken son derece görünürdür. "Ortaya bir kalamar söyleyelim" diyen odur. Tatlıyı bile "Paylaşırız zaten" diyerek söyler. Evet, tatlıyı paylaşıyoruz da hesabı niye paylaşamıyoruz
Bu insanlarla yemek yerken hesabı garson değil, hayat getirir.
BUNU BİLİYOR MUYDUN
Uluslararası Saç Dondurma Yarışması (Kanada): Kanada'nın Yukon bölgesinde, eksi derecelerdeki havada insanlar sıcak su kaynaklarına kafalarını daldırıp çıkararak ıslak saçlarını dondurup yaratıcı şekiller veriyor...

11