Bazı evliliklerde tartışmalar vardır, bazılarında fikir ayrılıkları... Bazılarında ise koca çoktan mücadeleyi bırakmış, hayatına tek kelimelik bir işletim sistemiyle devam etmektedir: "Tamam.""Bu akşam annemlere gidelim mi" "Tamam.""Salondaki koltuğun yerini değiştirelim.""Tamam.""Bence sen bu gömleği artık giyme.""Tamam.""Beni dinliyor musun" "Tamam." İşte sonuncusu tehlikelidir.
Çünkü adam artık soruyu bile işlemiyordur. Beyin, evlilikte yıllar içinde geliştirdiği otomatik cevap sistemine geçmiştir. Her şeye tamam diyen koca aslında kavga etmek istemeyen diplomatik bir devlet gibidir. İçeride farklı görüşleri olabilir ama dış politikası nettir:
"Gerilimi artırmayalım." Karısı "Perdeleri değiştirelim" dediğinde adam perde hakkında bir fikir sahibi değildir. Zaten hayatının hiçbir döneminde sabah uyanıp, "Bu salonun tülü beni artık ifade etmiyor" dememiştir. Onun için perde, güneş gelmesini engelleyen kumaştır.
Dolayısıyla cevap yine hazırdır: "Tamam." Fakat kadın bir süre sonra bundan da rahatsız olur. "Sen neden her şeye tamam diyorsun""Ne diyeyim""Bir fikrin olsun.""Tamam, bundan sonra fikrimi söylerim." "Yine tamam dedin!""Ee, ne diyeyim şimdi" Adam burada sistem hatası verir.
Çünkü yıllarca "itiraz etme, huzurun bozulmasın" diye geliştirdiği savunma mekanizması artık suç unsuru haline gelmiştir. Aslında her şeye tamam diyen koca evliliğin ileri seviyesine ulaşmıştır. Hangi savaşların kazanılmaya değer olduğunu öğrenmiştir.
Mesela "Bu yastık buraya mı yakışıyor, öbür tarafa mı" tartışmasının sonunda Nobel ödülü verilmeyeceğini bilir. Bu yüzden enerjisini korur.
"Hafta sonu IKEA'ya gidelim.""Tamam." İçinden geçen ise şudur:
"Demek cumartesi de gitti." Ama bunu söylemez. Çünkü tecrübeli koca bilir ki bazen "Tamam" bir kelime değil, evde ateşkes anlaşmasıdır. Yalnız dikkat! Çok fazla kullanılırsa kadın bir gün ansızın test sorusu sorabilir:

12