Halı saha organizasyonlarının en büyük düşmanı yağmur değildir, sakatlık değildir. Asıl düşman, maça tam 20 dakika kala gelen o kısa ama yıkıcı mesajdır: "Kanka kusura bakma ya, gelemiyorum." Bu mesajın özelliği sadece bir kişinin gelmemesi değildir. O mesajla birlikte haftalardır kurulan matematik sistemi çöker. Bir anda takımlar 7'ye 6 kalır, kaleci mecburen forvete geçer, forvet "Ben nefes alamıyorum" diyerek kaleye geçer. Daha maç başlamadan herkes birbirinin yerini değiştirmeye başlar.
En komik tarafı ise bu arkadaşın kayıt yaptırırken en istekli kişi olmasıdır. "Yaz beni kesin." "Bu hafta çok fena oynayacağım." "Hatta Ahmet'i de getiririm." Maç günü geldiğinde ise adeta buhar olur. Telefon çalar, açmaz. WhatsApp'ta tek tik. Beş dakika sonra da standart mesaj gelir:
"Kanka yeni gördüm." Sanki telefonunu değil, PTT kargosunu kontrol ediyor. Mazeret repertuvarı da yılların tecrübesiyle hazırlanmıştır. "Patron son anda iş çıkardı." "Hanım plan yaptı." "Arabayı çalıştıramadım." "Misafir geldi." "Kendimi biraz halsiz hissediyorum." Ama aynı kişinin bir saat sonra mangal başında çekilmiş fotoğrafını ya da kafede "Keyifler yerinde" paylaşımını görmek hiç kimseyi şaşırtmaz.
En büyük darbeyi organizasyonu yapan arkadaş yer. Günler öncesinden tek tek herkesi arar, eksik çıkmasın diye yedek oyuncu bulur, forma renklerini belirler. Sonra biri gelmeyince çevrede eşofmanla yürüyen herkese umutla bakmaya başlar. "Abi top oynuyor musun Bir kişi eksiğiz." İşin ilginç yanı, son dakika gelmeyen arkadaş ertesi hafta hiçbir şey olmamış gibi gruba yazar: "Bu hafta maç var mı" Ne bir özür, ne bir açıklama... Sanki geçen hafta bütün takım onu kırk dakika boyunca aramamış gibi davranır. Artık halı saha kültüründe yazılı olmayan bir kural vardır: Son dakika iptal eden arkadaşın kredisi sıfırlanır. Bir sonraki maçta herkes onun adının yanına küçük bir soru işareti koyar. Çünkü halı sahada yetenekten önce aranan özellik, gerçekten sahaya gelmektir.

29