Görgü kuralları: Nesli tükenmekte olan bir tür mü

Bir zamanlar insanlar otobüse binerken sıraya girer, telefonda konuşurken ses tonunu ayarlar, asansöre girerken içeridekilerin çıkmasını beklerdi. Şimdi ise bazı toplu taşıma araçlarında hayatta kalmayı başaran son görgü kurallarını belgesellerde izlemek mümkün hale geldi.
Eskiden biri yüksek sesle telefonda konuştuğunda çevresindekiler dönüp bakardı. Günümüzde ise bazı insanlar telefon görüşmesini sanki ulusal bir basın açıklaması yapıyormuş gibi gerçekleştiriyor. Otobüsün en arka koltuğundan başlayıp en ön koltuğa kadar herkes, kişinin kayınvalidesiyle yaşadığı sorunu öğrenebiliyor. Üstelik görüşme bitince ikinci perde başlıyor: Hoparlör açılıp görüntülü konuşmaya geçiliyor.
Asansörler de görgü kurallarının zor günler geçirdiği yerlerden biri.

Kapı açılır açılmaz içerideki insanların çıkmasını beklemek yerine, bazı kişiler Formula 1 startı verilmiş gibi içeri dalıyor.
Sonra içerideki insanlarla kısa süreli bir trafik kazası yaşanıyor. Herkes birbirine çarpıyor ama kimse suçluyu bulamıyor.
Bir başka kaybolan gelenek de teşekkür etmek. Eskiden biri kapıyı tuttuğunda en azından küçük bir teşekkür edilirdi. Günümüzde bazı insanlar bunu doğal bir insan hakkı olarak görüyor. Kapıyı tutarsınız, kişi yanınızdan geçer gider. O kadar sessizdir ki bir an görünmez biri geçtiğini düşünürsünüz.
Toplu taşımalarda koltuğa yayılarak oturmak da modern çağın ilginç alışkanlıklarından biri oldu. Bir kişinin oturması için tasarlanan alanı üç kişinin hakkını kullanacak şekilde değerlendiren insanlar bulunuyor. Çanta bir koltukta, mont diğerinde, kendisi ortada... Sanki şehirlerarası otobüsü değil de aile salonunu kullanıyor.

En büyük darbeyi ise "Özür dilemek" kavramı aldı. Birisi ayağınıza basıyor, omzunuza çarpıyor, market arabasıyla sizi sollarken tampon yapıyor ama ortada tek bir özür yok. Bazen suçlu taraf o kadar rahat davranıyor ki siz özür dilemeniz gerektiğini düşünmeye başlıyorsunuz.
Yemek masalarında da durum farklı değil. Eskiden insanlar yemekten önce birbirine bakar, sohbet ederdi.
Şimdi masadaki herkes telefonuna bakıyor. Dört kişinin oturduğu bir masada sekiz göz ekrana kilitlenmiş durumda. Dışarıdan bakan biri, gizli bir sınava girdiklerini düşünebilir.

Belki de görgü kuralları tamamen kaybolmadı. Sadece insanların yoğunluğu, stresi ve teknolojinin arasında biraz geri planda kaldı. Yine de umut var.
Çünkü hâlâ kapıyı tutanlar, teşekkür edenler, sıraya girenler ve toplu taşımada kulaklık kullananlar mevcut.
Onlar modern dünyanın sessiz kahramanları gibi aramızda dolaşıyor.