EVLİLİK iki kişinin hayatını birleştirmesidir ama bazı evliliklerde paketin içinden üçüncü bir kişi çıkar; anne. Adam evlenmiştir, alyansını takmıştır, ayrı eve çıkmıştır ama ruhen hâlâ annesinin salonundaki üçlü koltukta oturmaktadır. "Ana kuzusu" erkek için anne sadece anne değildir; aynı zamanda Google, yemek eleştirmeni, aile danışmanı, hakem heyeti ve Yargıtay'dır. Karısı "Bu koltuğu şuraya koyalım" der, adamın ilk tepkisi "Bir anneme soralım" olur. Sanki annesi Feng Shui yüksek lisansı yapmıştır. Yemek yapılır: "Annem bunun içine biraz daha salça koyardı." Çamaşır yıkanır: "Annem beyazları böyle yıkamaz." Tatil planlanır: "Annemlere de yakın bir yere mi gitsek" Bir noktadan sonra kadın kocasıyla değil, kayınvalidenin uzaktan kumandalı modeliyle evli olduğunu düşünmeye başlar.
En tehlikeli cümle ise şudur: "Annem kötü niyetle söylemedi." Bu cümle evliliklerde İsviçre çakısı gibidir; her olayda kullanılır. Annesi gelinin perdesine, yemeğine, kilosuna, işine, çocuk yetiştirmesine karışır; oğul hemen diplomatik temsilci olarak devreye girer: "Sen de annemi yanlış anlıyorsun." İlginçtir, bu sistemde yanlış anlaşılan kişi daima annedir; karısı ise nedense her şeyi doğru anlayıp yine de haksız çıkan taraftır. Tabii mesele annesini sevmek değildir. İnsan annesini sever, arar, ilgilenir, ihtiyaç duyduğunda yanında olur. Sorun, evlendikten sonra hâlâ bütün kararların onay makamının anne olmasıdır. Çünkü evlilikte "Anneme bir danışayım" ile "Anneme haber vereyim" arasında küçük görünen ama devasa bir fark vardır.
Ana kuzusu erkek tartışmalarda da özel bir yeteneğe sahiptir. Karısıyla yaşadığı meseleyi ertesi sabah annesine aktarır. Böylece iki kişinin kavgası, öğlene doğru aile şirketinin yönetim kurulu toplantısına dönüşür. Akşam karı-koca barışır ama anne unutmaz. Çünkü oğlan dosyayı kapatmıştır, anne arşivlemiştir. Sonra çocuk olur ve sistem güncellenir: "Annem çocuk büyütmüş kadın, bilir." Evet, büyütmüştür. Hatta ortaya çıkan ürün şu anda karşısında durup her konuda annesine danışmaktadır. Kısacası annesine düşkün erkek olmak başka, evliliğini annesinin uzaktan yönettiği bir hayat hâline getirmek başka. İnsan evlenince annesinden vazgeçmez; sadece artık kendi evinin yetişkinlerinden biri olduğunu hatırlar. Çünkü nikâh memuru

3