Eskiden insanlar birbirine benzemezdi. Mahallede biri kaybolsa annesi tarif ederdi: "Burnu büyük, kaşı birleşik, yürürken hafif sola çeker..." Şimdi tarif şöyle: "Dudaklar dolgun, burun kalkık, kaşlar havada... Hangisi bilmiyorum." Estetik çağında yaşıyoruz. Öyle bir çağ ki bazı kadınlar artık akraba çıkmadan kardeş gibi görünüyor. Hatta aynı kafe masasında oturan üç kadından ikisi aynı kişiye aitmiş hissi veriyor. Üçüncü de "Yakında ben de yaptıracağım" diyor. Bir dönem "Kendin ol" mottosu vardı.
Şimdi onun yerini "Hangi doktora gittin" aldı. Sohbetler değişti. - Nerede tanıştınız - Dolgu öncesi mi, sonrası mı Instagram bu işin nüfus müdürlüğü. Akışta aşağı kayıyorsun, aynı yüz... Biraz daha kayıyorsun, yine aynı yüz... Bir noktadan sonra telefon sana bakıp şunu soruyor gibi: "Bunu az önce görmedik mi" Estetik sonrası yüzler öyle pürüzsüz ki mimikler de çekingen davranıyor. Kahkaha atılıyor ama alın "Ben karışmıyorum" diyor. Şaşırma var ama kaşlar hâlâ tatilde. Yüz ifadesi sabit, ruh gezici. Bir de arkadaş ortamında yaşanan karışma dramı var. - Ay canım sen nasılsın - ...Ben Melis değilim. - ...Pardon. Melis de orada. O da karışıyor.

11