Eskiden hacdan gelince mahallede VIP olmak

Hacdan gelen biri eskiden sadece gelmezdi... "Dönerdi." Sanki başka bir boyuttan ışınlanmış gibi.
Uçakla 3 saatte değil; aylar süren yolculuktan bahsediyoruz. O yüzden mahallede şöyle bir hava oluşurdu:
- Hacı geldi.
Cümle bu kadar. Soyadına gerek yok.


KARŞILAMA TÖRENİ (ORGANİZE AMA RESMİ DEĞİL):
Hacı amca otobüsten iner inmez: En öndeki çocuklar bidonları kapmaya çalışır.
Orta yaş grubu hurma poşetinin hacmini analiz eder.
Teyzeler gözyaşı moduna geçer. Sanki milli sporcu olimpiyattan dönmüş gibi.
HACI ZİYARETİ: MAHALLENİN SOSYAL ETKİNLİĞİ:
İlk bir hafta ev sürekli doludur. Kapı hiç kapanmaz.
Çay demlenir. Hurma tabağı çıkar. Zemzem küçük çay bardağına koyulur.
Ve herkes sırayla sorar:
- Kâbe'yi ilk görünce ne hissettin
Hacı amca aynı hikâyeyi günde 14 kez anlatır.
Her anlatışta duygu seviyesi yüzde 3 artar.
ZEMZEMİN BİLİIMSEL GÜCÜ:
Evde biri grip mi oldu
Hemen:
- Bir kaşık zemzem verelim.
Çocuk sınava mı girecek
- Bir yudum iç, zihin açılır.
Zemzem o dönem hem vitamin, hem moral, hem manevi powerbank'ti.
HURMANIN STATÜSÜ:
Normal hurma başka.
"Hac hurması" başka. O hurma tane hesabıyla verilir.
Misafir tabağa elini uzatırken içinden matematik yapar:
- Acaba ikinciyi alırsam ayıp olur mu
SECCADE SHOW:
Hacı seccadesi serildi mi evde otomatik bir sessizlik olur. Desen farklıdır. Renk daha parlaktır. Bir de mutlaka şu cümle gelir:
- Oradan aldık, Medine'den.
O anda seccade normal tekstil ürünü değil, premium ibadet aksesuarıdır.
EV DEKORASYONU GÜNCELLEMESİ:
Duvara Kâbe tablosu asılır.
Altına camlı çerçeve. Yanına tespih. Salon artık "hac sonrası versiyon 2.0"dır.
ASIL OLAY NEYDİ:
Eskiden hacdan dönmek sadece hediyelik getirmek değildi. Mahalleye bir heyecan gelirdi. Hikâye gelirdi.